(2004 S. K. m. 68)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, taahhüt nedeniyle yapılan icra takibine itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş ve hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı şirketin 1.1.2002 tarihli sözleşmenin 4. maddesinde 31.12.2003 tarihinde tahliyeyi taahhüt ettiğini, icra takibine itiraz ettiğinden takibin durduğunu belirterek itirazın kaldırılmasını istemiştir. Davalı gerek icraya itirazlarında gerekse davaya cevaplarında tarafların sözlü olarak akdin devamı konusunda anlaştıklarını, sözleşme ile birlikte verilen taahhüdün geçerli olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davacı 30.1.2004 tarihinde başlattığı icra takibinde, davalının 1.1.2002 tarihli yenilenen sözleşmenin 4. maddesinde 31.12.2003 tarihinde tahliyeyi taahhüt ettiğini bildirmiş, yargılama sırasında da 1.1.2002 tarihli sözleşmenin yenilenen sözleşme olduğunu bildirerek bu sözleşmedeki taahhüdün geçerli olduğunu bildirmiştir. Mahkemece 16.6.2004 tarihli oturumda davacıya dava konusu sözleşme aslı ve varsa ayrı bir tahliye taahhütnamesini ibraz etmesi için kesin süre verilmiş olup, bu kararda bahsedilen sözleşme 1.1.2002 tarihlidir ve esasen dosyada bulunmaktadır. Bu ara kararı ile verilen kesin mehil ilk sözleşmenin ibrazı bakımından kesin mehil sonuçlarını doğurmaz. Kaldı ki 30.1.2004 tarihli takip talepnamesinde 1.1.2002 tarihli yenilenen sözleşmenin 4. maddesindeki tahliye taahhüdüne dayanılmıştır. 17.10.1998 tarihli ilk sözleşmede dosyaya sunulduğuna ve davalı tarafından da bu sözleşmeye karşı çıkılmadığına göre 1.1.2002 tarihli sözleşmedeki taahhüt kiracılığın devamı sırasında verilmiş olmakla geçerlidir. Taahhüt edilen tarih itibariyle takip de süresinde olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kesin mehile ilişkin ara kararının yerine getirilmediğinden bahisle reddi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy