(818 S. K. m. 262, 263)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından duruşmalı olarak süresi içinde temyiz edilmiş ancak işin niteliğine göre duruşmaya tabi olmadığından duruşma isteğinin reddine karar verilmiş olup dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, akdin feshi, tahliye ve tazminatın tahsiline ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş ve hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununa tabi süresiz sözleşmelerde feshi ihbar süresi bu kanunun 262.maddesi hükmüne göre belirlenir. Anılan madde hükmü gereğince süresiz sözleşmelerde 6 (altı) aylık dönem için 3 (üç) ay önceden kiracıya feshi ihbar tebliğ ettirilmesi ve o dönem sonunda tahliye davası açılması gerekir. Altı aylık dönemin birinde tebliğ ettirilen feshi ihbar ancak bu dönem sonunda dava açma hakkı verir. Bu feshi ihbar sonraki dönem için kullanılamaz. Borçlar Kanununun kapsamına giren yerlerin tahliyesi için feshi ihbar yeterli olup, başka bir sebep aramaya gerek yoktur.
Olayımıza gelince; taraflar arasında düzenlenen Açık Arazilere Ait Kira Sözleşmesi başlıklı yazılı sözleşme 28.6.1996 başlangıç tarihli ve beş yıl sürelidir. Bu sözleşmeye bağlı olarak 1.1.1998-31.12.1998 tarihli İltisak Hattı Sözleşmesi ile 20.1.1998 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli Taşıma Protokolü düzenlenmiştir. Sonradan düzenlenen ve karara esas alınan bu sözleşmeler kira sözleşmesi niteliğindedir. Bu durumda dava sürelerinin hesabında Açık Arazilere Ait Kira Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin esas alınması gerekir. Sözü edilen sözleşme 28.6.1996 başlangıç tarihli ve beş yıllık süresi 28.6.2001 tarihinde sona ermiş ve kiralanan Borçlar Kanununa tabi bir taşınmaz olduğundan Borçlar Kanununun 263. maddesi gereğince akit belirsiz süre ile yenilenerek devam etmiştir. Davanın açıldığı tarih 19.8.2003 olup bu tarih itibariyle yukarıda açıklanan ilkelere göre Borçlar Kanununun 262. maddesindeki sürelere uyularak dönem sonu olan 28.6.2003 tarihi itibariyle geriye doğru altı aylık dönemde ilk üç ay içinde feshi ihbarda bulunulmak koşuluyla 28.6.2003 tarihinden sonra dava açılabilecektir. Oysa davacı tarafından kiracıya gönderilen ihtarname 12.4.2003 tarihinde tebliğ edilmiş olup, ilk üç aylık dönemi kapsamadığından açılan dava süresinde değildir. Usule ve sürelere uygun feshi ihbarla akit feshedilmediğinden tazminat talep edilmesi de söz konusu olamayacağından her iki talebin de reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy