(2004 S. K. m. 94, 121) (4721 S. K. m. 648) (1086 S. K. m. 38)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar bir kısım davalılar ( kayyımı ) tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava bir adet taşımazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkeme, paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar vermiş, hükmü iştirakli borçlular S., M. ve S.D. kayyım vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, iştirakli ortak S.D'den ve diğer davalıların murisi M.D'den İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2001/194 sayılı kesinleşmiş icra takibine istinaden alacaklı bulunduklarını, davalıların murisinin 19.09.2000 tarihinde öldüğünü ve tüm davalıların mirasçı sıfatını taşıdıklarını belirterek hacizli taşınmazın satılarak ortaklığın giderilmesini istemişlerdir. Davalılardan Servet, Fevziye ve S.D. vekili icra dosyasında murislerine ait imza inkarında bulunduklarını, murisleri yönünden takibin iptaline karar verildiğini, Tetkik Mercii'nde görülen davanın bekletici mesele yapılmasını, davalı S.D. hakkında takibin kesinleştiğini belirtmişler, diğer davalılar usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edildiği halde duruşmalara katılmamışlardır.
Mahkemece paydaşlığın giderilmesine ilişkin önceki karar dairemizce Türk Medeni Kanunu'nun 648. maddesi gereğince mirasçının yerine paylaşmaya katılmak üzere bir kayyım atanması ve davaya da onun huzurunda devam edilmesi nedeniyle bozulmuş ise de 743 sayılı Türk Kanuni Medenisi'ni yürürlükten kaldıran ve 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu'nun 648. maddesinde yapılan yeni düzenleme karşısında dairemizce bu tür davaların kayyım tarafından açılması benimsenmiş, ancak Yargıtay HGK. 03.11.2004 tarih ve 2004/6-509-568 Sayılı Kararı ile "Elbirliği mülkiyetine tabi malda payı bulunan borçludan alacaklı olan kimse icra mahkemesinden alacağı yetki belgesine dayanarak borçlunun da içinde bulunduğu tüm elbirliği ortaklarına karşı dava açıp bu davayı sonuçlandıracağına, buradaki dava açma hakkının hakime ya da bir başka bir kişiye tanınmadığına, yalnızca mirasçıya ( Ortaklara ) ya da İ.İ.K.'nun 121. maddesi uyarınca alacaklıya tanındığına göre yasa koyucunun bu davayı sadece kayyımın açacağını kabul ettiğini ileri sürmenin mümkün bulunmadığına" karar vermiştir. Dairemizce de benimsenen bu karara göre İ.İ.K.'nun 121. maddesine göre icra mahkemesinden aldığı yetki belgesine dayanarak alacaklı tarafından davanın açılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Dava hakkına ilişkin bu hususun yargılamanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. Taraflara usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş ve taraf teşkili de sağlanmış olduğuna göre uygulama yeri olmayan Türk Medeni Kanunu'nun 648. maddesi uyarınca davalı iştirakli borçlulara mal müdürünün kayyım atanarak karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy