(818 S. K. m. 31) (6570 S. K. m. 7) (YHGK 17.05.1989 T. 1989/6-264 E. 1989/350 K.)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, tahliye taahhüdü nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkeme davayı ret etmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının önceden kiracı olduğunu, kira sözleşmesinin en son 01.03.2003 tarihinde yenilendiğini, yenilenen sözleşme ile davalı kiracının tahliye taahhüdü verdiğini, tahliye taahhüdüne rağmen süresinde tahliye etmediğinden davalı hakkında bir aylık süre içinde icra takibi yaptıklarım, 56 ödeme emri davalıya tebliğ edildikten sonra davalı tahliye taahhüdü altındaki imzanın kendisine ait olmadığına dair itirazda bulunduğundan icra mahkemesine gidilemeyeceğinden bahisle taahhüt altındaki imzanın davalıya ait olduğunu belirterek tahliye taahhüdü nedeniyle kiralanandan tahliyesini istemiştir. Davalı vekili ise davanın süresinde açılmadığını, ödeme emrinin iptali için dava açıldığım ve bu dava sonucunun beklenilmesi gerektiğini, imzanın müvekkiline ait bulunmadığını, her yıl yenilenen sözleşme ile alınan tahliye taahhütnamesinin geçerli olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Taraflar arasında düzenlenen ilk kira sözleşmesi 19.03.2001 başlangıç tarihli ve 28.02.2002 bitim tarihlidir. Kiracılığı devam ederken yenilenen 01.03.2003 başlangıç tarihli kira sözleşmesiyle birlikte davalı aynı tarihte verdiği tahliye taahhüdü ile kiralananı 29.02.2004 tarihinde tahliye etmeyi taahhüt ettiği anlaşılmaktadır. Davalı her yıl yenilenen kira sözleşmesi ile verilen tahliye taahhütlerinin geçerli olmadığım ileri sürmüş ise de kiralananda otururken verilen tahliye taahhüdü serbest irade mahsulü olduğu gibi, birbirini izleyen ve yenilenen kira sözleşmeleri ile birlikte verilen tahliye taahhütleri d.e geçerlidir. Bu konuya ilişkin olarak 04.10.1985 tarih ve 2/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararının gerekçesinde kabul edilen esaslar ve 17.05.1989 tarih ve 1989/6-264/350 sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı da bu doğrultudadır. B.K. 31. maddesine göre taahhüdün iptali de istenmediğine göre davalı taahhüdü kabul etmiştir. Ayrıca Adli Tıp Kurumu raporunda imzanın davalı eli ürünü olduğu tespit edilmiş yargılama sırasında davalı imzanın kendisine ait olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle verilen tahliye taahhüdü geçerli olduğundan kiralananın tahliyesine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın ret edilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 27.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy