(818 S. K. m. 256)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalılardan Neriman Ö. tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Neriman Ö. tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, her iki davalının da kiralananda kiracı olduğunu, sözleşmenin özel 4. maddesine göre kiracılardan birinin kiralanandan ayrılması halinde sözleşmenin diğer kiracı için de sona ermiş sayılacağını, 28.1.2004 tarihli tutanak içeriğine göre davalı Emine Y.'nin kiralanandan ayrıldığını, davalılara akde aykırılığı gidermeleri yönünden süreli ihtar gönderilmesine rağmen sonuç alınamadığını belirterek davalıların kiralanandan tahliyesini talep etmiştir. Davalı Neriman Ö., 1996 yılından beri kiralananda tek başına kiracı olduğunu, o tarihten beri diğer davalının kiralananla ilgisinin bulunmadığını, davacının Emine Y.'nin kiralananla ilgisinin kalmadığını bildiğini, tek başına kiracılığına onay verdiğini, kira paralarını da sadece kendisinin ödediğini, aradan sekiz yıl geçtikten sonra kötü niyetle dava açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı Emine Y. duruşmalara katılmamış ve bir savunmada bulunmamıştır.
Borçlar Kanunu'nun 256. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Anılan madde hükmü gereğince akde aykırılıktan dolayı kiracının tahliyesine karar verilebilmesi için kiracıya akde aykırı davranışına son vermesi hususunda kiralayan tarafından süreli bir ihtar tebliğ ettirilmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Kiralananın açıktan fena kullanılması durumunda akde aykırılığın giderilmesi amacıyla kiracıya ihtar gönderilmesine gerek yoktur.
Olayımıza gelince; davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 17.1.1994 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 4. maddesinde "taşınmazın iki kiracıya müşterek olarak kiralandığı, kiracılardan birisinin kira sözleşmesini sona erdirmesi, kiralananı boşaltması veya kiracılardan birisi hakkında tahliye kararı alınması halinde sözleşmenin diğer kiracı için de sona ermiş sayılacağı" kararlaştırılmıştır. Bu şart geçerli olup tarafları bağlar. Ancak bu maddenin ihlali kiralananın kullanımına ilişkin olmadığından akde aykırılık sebebiyle tahliye sonucunu doğurmaz. Sözleşme hükmünün yerine getirilmemesi söz konusu olduğundan ancak akdin feshini gerektirir. Sözleşmeyi diğer davalı Neriman Ö. ile birlikte kiracı sıfatı ile imzalayan davalı Emine Y.'nin kiralananı tahliye ettiği hususu uyuşmazlık konusu olmadığına ve davalı Emine Y.'nin kiralanandan ayrıldığını, bu durumun da davacı tarafından uzun süredir bilindiğini savunan diğer davalı Neriman Ö.'nün bu yöndeki savunmasını kanıtlayamadığına göre davacı tarafından düzenlenen 28.01.2004 tarihli tutanağa itibar etmek gerekir. Oluşan bu duruma göre davalılar sözleşmenin 4. maddesiyle birbirlerinin eylemlerini taahhüt etmiş olduklarından sözleşmenin 4. maddesinde kararlaştırılan koşul ihlal edilmiş olmaktadır. Ne var ki, sözleşmenin sözü edilen maddesinin ihlal edilmiş olması tahliye sebebi teşkil etmeyip akdin feshini gerektirmektedir. Mahkemece akdin feshine hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde tahliye kararı verilmesi hatalı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 4.7.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy