(4721 S. K. m. 2, 732, 733, 734)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak istenilmiş ancak davanın değeri hüküm tarihi itibariyle ( 10 Bin YTL ) den az olduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, önalım hakkının kullanılmasına ilişkindir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davacı vekili 15.06.2004 tarihli dava dilekçesinde, davacının paydaş olduğu 146, 147 ve 221 nolu parsellerde davalı A.K.'e yapılan satışlar nedeniyle önalım hakkını kullandığını belirtmiş, daha sonra bu payların, diğer davalı A.T'e satışı nedeniyle davasını A.T.'e yöneltmiştir. Yine davacı aynı taraflar arasında satışa konu 137 ve 138 parseller hakkında da 27.07.2004 tarihli dilekçe ile dava açmış ve aralarındaki irtibat nedeniyle, daha önce açılan dava ile birleştirilmiştir. Davalılar, davaya cevaplarında dava konusu taşınmazların, paydaşlara miras bırakanlarından intikalinden sonra fiilen ve rızaen paylaşılarak kullanıldığını ve kendilerine satılan payların da, satışı yapan paydaş tarafından uzun zamandır kullanılan belli yerler olduğunu belirterek davanın kötü niyetle açılmış olması nedeniyle reddini savunmuşlardır. Mahkemece savunma yönünde tanıklar dinlenerek keşif yapıldıktan sonra taşınmazların fiilen taksim edilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de gerek tanıklarca gerekse keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında, yukarıda açıklanan ilkeler yönünde, önalıma ilişkin parsellerle ilgili bir eylemli kullanımdan söz edilmemiştir. Önalıma konu parseller üzerinde fiili ve rızai bir paylaşım kanıtlanamadığından davacıya önalım bedelini depo etmesi için süre tanınması ve ondan sonra karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy