(818 S. K. m. 256)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş ve hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanunu'nun 256. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Anılan madde hükmü gereğince akde aykırılıktan dolayı kiracının tahliyesine karar verilebilmesi için kiracıya akde aykırı davranışına son vermesi hususunda kiralayan tarafından süreli bir ihtar tebliğ ettirilmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Kiralananın açıktan fena kullanılması durumunda akde aykırılığın giderilmesi amacıyla kiracıya ihtar gönderilmesine gerek yoktur.
Olayımıza gelince; davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 04.06.2002 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Bu sözleşme ile kiralanan davalıya "bar işletmesi olarak" kiralanmış, kullanım alanı kroki ile belirlenmiş, bar, atari salonu ve dondurma satış yeri olarak kullanılacağı kararlaştırılmıştır. Mahallinde yapılan keşifte davalı kiracının kiralananın kullanım alanı dışına taşmadığı, sadece dışarıda demir konstrüksüyon ile içten bölme yapıldığı ve dışarıda kalan kısmın üzerinin hasırla örtüldüğü belirlenmiştir. Bu şekilde yapılan ilaveler basit bir onarımla giderilmesi mümkün olan ve akde aykırılık teşkil etmeyen onarımlardır.
Öte yandan her ne kadar sözleşmenin 2. maddesinde kiralananın taksimatı ve tahsis şeklinin değiştirilmesi, tahrip ve tadil edilmesi halinde akdin bozulabileceği kararlaştırılmış ve davacı gerek ihtarnamede dava konusu barın disco bar haline dönüştürüldüğünü ihtar etmiş ve gerekse dava dilekçesinde aynı hususları ileri sürmüş ise de bu iddia kanıtlanmamıştır. Dinlenen davacı tanıkları bu konuda bilgi vermemiş, sadece kendilerinin arkada bulunan pansiyonlarının görüntüsünün bozulduğunu bildirmişlerdir.
Davacı tanıklarının bu anlatımları akde aykırılık olgusunu açıklamaya yeterli değildir. Davalının yaptığı bildirilen ilave ve değişikliklerin sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen tadilatlar niteliğinde kabulü de mümkün olmadığından mahkemece akde aykırılık olgusu gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tahliye kararı verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy