(818 S. K. m. 262, 263)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık feshi ihbar nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, kiralananın bulunduğu mevkide park ihtiyacı bulunduğundan kira sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin ihtarname ile davalıya bildirilmesine rağmen sonuç alınamadığını belirterek, davalının kiralanandan tahliyesini istemiştir. Davalı vekili, davada 6570 Sayılı Kanunda sayılan tahliye nedenlerine dayanılmadığını, iddia edilen otopark ihtiyacı konusunda belediyece alınmış bir kararın müvekkiline gönderilmediğini, sadece davalının tahliyesini istendiğini, davacının ihtiyacını karışlayabileceği başka alanların da olduğunu belirterek, kötü niyetle açılan davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık feshi ihbar nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Davacı Belediye her ne kadar dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın park ve otopark yapılacağını iddia ederek ihtiyaç iddiasında bulunmuş ise de taraflar arasında düzenlenen ve uyuşmazlık konusu olmayan 1.1.2003 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinde taşınmazın niteliği arazi olarak belirlenmiş ve bu niteliğine göre kiraya verilmiştir. Taşınmaz üzerinde daha sonra bir tesisin yapılması bu niteliği değiştirmez. Taraflar arasındaki kira ilişkisi kiralananın bu niteliğine göre Borçlar Kanununun adi kira hükümlerine tabi bulunmaktadır. 1.1.2003 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi 1.1.2004 tarihi itibariyle Borçlar Kanununun 263.maddesi hükmü uyarınca süresiz hale gelmiştir. Bu durumda Borçlar Kanununun 262/2.maddesi uyarınca feshi ihbar sürelerine riayet etmek koşulu ile davanın açılması gerekir. Davacı tarafından keşide edilen ihtarname 23.11.2004 tarihli olduğuna ve dava 26.1.2005 tarihinde açıldığına göre dava süresinde değildir.
Sonuç: Bu nedenle istemin reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde ihtiyacın kanıtlanamadığından istemin reddine karar vermek doğru değilse de hüküm redde ilişkin olup, bu nedenle yeniden yargılama yapılmasında yarar görülmediğinden sonucu itibariyle doğru olan hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu gerekçeyle ONANMASINA ve temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy