(6570 S. K. m. 7)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava konut ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir.
Uyuşmazlık ihtiyaç iddiasına dayalı tahliye istemine ilişkindir. Davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 1.8.1993 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı gerek keşide ettiği ihtarda gerekse dava dilekçesinde evlilik hazırlığı içerisinde olan ve ayrı oturmak isteyen oğlu Mustafa'nın konut ihtiyacı için dava açtığını açıklamıştır. Davalı ise karşılık ihtarında ve yargılama aşamasındaki savunmasında davacının dava konusu yer dışında altı adet taşınmazı daha bulunduğunu, bunlardan birinin halen boş olduğunu, diğerinin ise davadan sonra kiraya verildiğini savunmuştur. Davacı vekili 10.2.2005 tarihli oturumda davalının bu savunmasına iştirak ederek halen bir dairenin boş olduğunu, bu dairenin yüzölçümünün büyük olduğundan ihtiyaca tahsis edilemediğini, diğer dairenin ise davadan sonra davacı tarafından kiraya verildiğini kabul ve beyan etmiştir. Davacının halen boş olduğu tartışmasız olan daireyi ihtiyaçlı oğluna tahsis etmemesi, diğer boş olan daireyi ise davadan sonra bir başkasına kiraya vermiş olması karşısında ihtiyaç iddiasının gerçek ve samimi olduğu kabul edilemez. Öte yandan gerek dava konusu taşınmaz gerekse diğer dairelerin paylı mülkiyete konu olması davacı tarafın açıklamaları karşısında sonucu etkilemez. Aksi görüşün kabul edilmesi durumunda dava konusu taşınmazın tahliyesinin sağlanması halinde de aynı engelle karşılaşılacaktır. Açıklanan bu durum karşısında davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde istemin kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 08.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy