(818 S. K. m. 249)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava kira borcu nedeniyle yapılan icra takibine itirazın iptali ve temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ve hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Bu dava ile birleştirilen 2004/174 Sayılı davanın dayanağı olan 2003/3180 sayılı takip dosyasında, takip talebinde tahliye isteği bulunmadığı halde, tahliye davası açılıp tahliye talebinde bulunulması karşısında bu talebin reddine karar verilmesi gerekmekte olup, davanın reddi bu nedenle doğru olduğundan davacının temyiz itirazı birleşen dava yönünden yerinde görülmemiştir.
2- Birleşen asıl dava ve davadaki alacağın takibi yönünden ise;
Davanın dayanağı olan yazılı sözleşme 2.9.2002 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli olup, aylık kiranın 2465 Dolar olarak, üçer aylık peşin ödenmesi kararlaştırılmıştır. Bu sözleşme geçerli olup tarafları bağlar. Sözleşmenin 5. maddesi gereğince, kiracı tarafından tadilat inşaat projesi hazırlatılıp davacı tarafça tasdik edilmiş ve 5.9.2002 tarihli teslim tutanağı ile kiralanan kiracıya teslim edilmiştir. Bu durumda kiracı kira bedelinden sorumludur.
Sözleşmenin özel şartlar 6. maddesinde de, kiracı tarafından yıllık kiranın %20'si oranında kati teminat ödenmesi, DHMİ'nin sözleşmeden doğan alacakları kiracı tarafından zamanında ödenmediği takdirde bu alacağın teminattan mahsup edilmesi kararlaştırılmıştır. Davalı tarafından gönderilen 30.10.2002 tarihli ihtarla sözleşmenin iptali istenmiş, davacı ise asıl davanın dayanağı olan (2003/1749) icra takibi başlatarak 5.10.2002-31.3.2003 arası kira bedeline ilişkin olan 3.2.2003 tarihli fatura bedelinin faizi ile tahsilini talep etmiş; borçlu-kiracı takibe itirazında, 28.2.2003 tarihli ihtarla faturaya itiraz ettiğini, borcunun bulunmadığını, 30.10.2002 tarihi itibariyle akdi feshettiğini bildirdiğini, mevcut olmayan borçtan sorumlu olamayacağını bildirmiştir. Bu itirazla takip durmuş, ardından davacı tarafından 27.5.2003 tarihli yazı ile teminat mektuplarının nakde çevrilip kiracının borçlarına mahsup edilmek üzere irat kaydedildiği bildirilmiştir. Bu işlem sözleşmenin 6/c maddesine göre kira borcuna karşılık teminatın irat kaydedilmesi olup, sözleşmenin 5/d maddesinde kastedilen şekilde, akdin feshine ilişkin değildir.
Kiracı tarafından, 30.10.2002 tarihli ihtarla sözleşmeye devam edilemeyeceği belirtilip iptali istenmiş olup kiracı en azından bu tarihe kadar olan kiradan sorumludur. Kiracı, davaya savunmalarında ayrıca kiralananın, kiralama amacına uygun olmadığının Gümrük Kanununun uygulanmasına ilişkin yönetmeliğe uygun nitelikte bulunmadığını kiralananı kullanamadığını da bildirmiştir. Bu savunmasına esas olmak üzere 2003/11 sayılı D.iş dosyasındaki 8.1.2003 tarihli tespit raporuna dayanmış, mahkemece de aynı konuda mahallinde keşif yapılmıştır. Düzenlenen bilirkişi raporunda da kiralananın, kiralama amacına uygun olmadığı belirlendiğine göre Borçlar Kanunu'nun 249/2. maddesi nazara alınarak kiracının sorumlu olduğu kira borcunun miktarının tespiti ile irat kaydedilen miktarla karşılaştırılıp sonucuna göre davacının, takibin devamı talepleri konusunda karar verilmesi gerekirken bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde ret kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 2.bentte yazılı nedenle hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy