(4721 S. K. m. 733)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda gün ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava önalıma konu edilen payın iptali ve davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkeme davayı red etmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu parsellerde müvekkilinin paydaş olduğunu sair paydaşlardan Esma Kestan ile İftade Uludağ'ın paylarını davalıya sattıklarını, satışın dava gününde öğrenildiğini, bedelde muvazaa yapıldığını, bunu tanıkla ispat edeceğini, kabul edilmediği takdirde tapudaki bedel, harç ve masrafları yatırmaya hazır olduğunu belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir. Davalı davaya konu payları satın aldığında iadeli taahhütlü mektupla 15.10.2002 gününde davacıya satışın bildirildiğini, ayrıca ortaklığın giderilmesi davasında da davacının satıştan haberdar olduğunu davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde sair paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir. Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. TMK. nun 733/3. maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından sair paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her durumda satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hakdüşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. Olayımıza gelince: Önalıma konu edilen taşınmazın paydaşlarından Esma Kestan ve İftade Uludağ önalıma konu teşkil eden taşınmazlardaki paylarını 15.10.2002 gününde toplam 11.000.000.000.-TL bedelle davalıya satmışlardır. Davacı bu satışı yeni öğrendiğini belirterek 29.6.2004 gününde iş bu davayı açmıştır. Satış yukarıda açıklandığı üzere satıcı ya da davalı-alıcı tarafından noter aracılığı ile davacıya bildirilmediğinden belirtilen öğrenme gününe göre davanın süresinde açıldığının kabulü gerekir. Davacının satışı kendiliğinden bir vesile ile öğrenmesinin önemi bulunmamaktadır. Bu halde mahkemece, tarafların sair iddia ve savunmaları üzerinde durularak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA ve istem halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 26.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy