(4721 S. K. m. 6, 732)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı Önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Uyuşmazlık, Önalım hakkına konu, davalıya satılan payın iptali ile davacı adına tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının da hissedar olduğu Göksün ilçesi, Kömür köyü, 224 No'lu parselin önceki paydaşlarından C. S.'nun 3/44 payını dava dışı V. K.'ya 350.YTL bedel ile sattığını, V. K.'nın da aynı payı bir ay sonra eşi olan davalı F. K.'ya 3.000.YTL bedel ile sattığını, ikinci satışın muvazaalı olduğunu, şufa hakkını engellemek için yapıldığını belirterek, ilk satış bedeli olan 350.YTL üzerinden şufa hakkını kullanmak istediğini bu bedel üzerinden davasının kabul edilmesini istemiş, davalı, dava konusu payı eşinden satın aldığını, davanın reddini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Olayımıza gelince; davacı tapuda yapılan satış akdinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir. Ancak bu iddianın davacı tarafından tanık dahil her türlü delille kanıtlanması gerekir. Bedelde muvazaa konusunda dinlenen davacı tanıklarının beyanları görgüye dayalı ve iddiayı doğrular nitelikte kesin, somut ve inandırıcı değildir. Her ne kadar, mahkemece, mahallinde yapılan keşif sonucunda düzenlenen, bilirkişi raporuna değer verilmek suretiyle, muvazaa iddiasının kabulüne, ancak ilk satış tarihinden itibaren uzunca bir süre geçtiğinden söz edilerek, taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden Önalım hakkı tanınmasına karar verilmiş ise de, Yargıtay'ın yerleşen içtihatlarına göre bu konudaki keşif ve bilirkişi raporu tek başına yeterli delil olarak kabul edilemez. Keşif sonucu belirlenen değerin tanık anlatımlarıyla doğrulanması gerekir. Davacı bedelde muvazaa iddiasını yasal ve inandırıcı delillerle kanıtlayamamıştır. Bu durumda davacı tarafa tapudaki bedel üzerinden Önalım hakkını kullanıp kullanmayacağının sorulması, kabul etmesi halinde, tapudaki satış bedelini depo etmesi için uygun süre verilmesi ve sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy