(4721 S. K. m. 732)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ve davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu 1 No.lu parselde davalının 217/1387 pay satın aldığını davalı tarafından kendisine gönderilen 08.08.2005 tarihli ihtarname ile öğrendiğini, tapuda 400.000 YTL olarak gösterilen satış bedelinin önalım hakkının kullanılmasını engellemek için muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, davacının belirlenecek gerçek bedel üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, satış bedelinde muvazaa yapılmadığını, davalının aldığı payın bedelini tapuda tam olarak gösterdiğini, davacının önalım bedelini geç ödemek ve dava harcını az yatırmak için böyle bir iddiada bulunduğunu, öte yandan taşınmaz fiilen taksim edilmiş olduğundan önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen payın ilişkin bulunduğu 1 No.lu parseldeki 217/1387 pay 400.000 YTL bedelle taşınmazın bir kısım paydaşları tarafından 28.07.2005 tarihinde davalıya satılmıştır. Davacı ise tapuda satıp bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, gerçekte payların dava dilekçesinde gösterilen dava değeri itibariyle 50.000.000.000. TL bedelle satın alındığını iddia etmiştir. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Ancak bu konuda dinlenen davacı tanıkları F.Ş. ve M.A. (Y.) payın davalıya hangi bedel karşılığında satıldığı konusunda açık bir beyanda bulunmamışlardır. Bununla birlikte mahkemece davacının diğer tanıkları dinlenmemiş, dava konusu payın satış tarihindeki değerinin bedelinin saptanması için yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmamış, gösterilen emsal taşınmaz satışları değerlendirilmeyerek eksik inceleme ile bedelde muvazaa iddiasının kanıtlanamadığından hareketle davacıya tapuda gösterilen satış bedeli üzerinden önalım bedelini depo etmesi için kesin süre verilmiştir. Bu durumda öncelikle davacının yukarıda belirtildiği şekilde bedelde muvazaa iddiasına ilişkin tüm delillerinin toplanması, toplanan deliller birlikte değerlendirilerek bedelde muvazaa iddiası üzerinde durulması ve ondan sonra önalım bedelinin depo edilmesi için davacı tarafa önalım bedelini depo etmesi için uygun süre tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'un 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy