(818 S. K. m. 260) (7201 S. K. m. 21) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık temerrüt nedenine dayalı tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 260. maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının muaccel (istenebilir) olması ve bu kira bedelinin verilen otuz (30) günlük sürede ödenmemiş bulunması ve ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Kira parası götürülüp ödenmesi gereken borçlardan olduğundan kiralayana götürülüp elden ödenmesi veya gideri kiracıya ait olmak koşuluyla konutta ödemeli olarak PTT kanalıyla gönderilmesi gerekir. Bundan ayrı, sözleşmede özel bir koşul kabul edilmişse hu hususta gözününde tutulmalıdır. Açıklanan şekilde yapılmayan ödemeler yasal ödeme olarak kabul edilemez. Ancak teamül haline gelmiş bir ödeme şekli varsa bu şekilde yapılan ödemede geçerlidir.
Davacı vekili dava dilekçesinde davalı kiracıya 2005 yılı Şubat, Mart ve Nisan ayı kira paralarını ödemediği için ihtarname tebliğ edildiğini ancak verilen otuz günlük yasal sürede ödeme yapmadığını belirterek temerrüt nedeniyle tahliye talep etmiştir. Davalı cevap vermemiştir.
Olayımıza gelince; davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 11.05.2004 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı bu kira sözleşmesine dayanarak davalı kiracı hakkında 29.04.2005 tarihinde keşide ettirdiği ihtarnamede 2005 yılı Şubat, Mart, Nisan aylarının kira parasının otuz gün içinde ödenmesi için ihtarname gönderildiği ihtarnamenin Tebligat Kanununun 21. ve Nizamnamenin 28. maddesine göre tebliğ edildiği görülmüştür. Tebligata verilen meşruhatta 909 numaralı dairenin sahibinin isim ve imzadan imtina ettiğinden bahisle tebligatın muhtara bırakıldığı açıklanmıştır. Davacı bu ihtarname üzerine 22.06.2005 tarihli dava dilekçesiyle tahliye davası açmıştır. Dava dilekçesinin davalının konut adresinde daimi işçisine tebliğ edildiği görülmüştür. Dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat geçerlidir. Davalı duruşmaya katılıp ihtarnameden haberdar olmadığını ve ihtarname tebliğine ilişkin tebligatın geçersiz olduğunu ileri sürmemiştir. Mahkemece temerrüt ihtarnamesinin geçersiz olduğu kendiliğinden gözönüne alınamaz. Nitekim hükmün tebliğine ilişkin tebligatın da dava dilekçesinin tebliğ edildiği konut adresinde yapıldığı anlaşılmaktadır. O halde yapılan tebligatlar geçerlidir. Mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken ihtarname tebliğinin usulsüz olduğundan bahisle istemin reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 02.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy