(4721 S. K. m. 732, 734)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak duruşma günü tebliğ pulu gönderilmediğinden duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık önalım hakkının kullanılmasına ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş ve hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosya kapsamına, toplanan delillere, kararın gerekçesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Davalı vekilinin önalım bedeline yönelik temyizine gelince;
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Olayımıza gelince; davacı vekili önalım davasına konu 7 adet taşınmazdaki payların 03.06.2005 tarihinde davalıya satılmış olması nedeniyle Önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek dava değerini 10.000-YTL göstermiş, tapuda yazılı bedelin muvazaalı şekilde yüksek gösterildiğini belirterek gerçek değerin tespitini istemiştir.
Dava konusu taşınmazlara ait akit tablosunda, davalıya satılan payların toplam satış bedeli 53.000.-YTL gösterilmiş; davalı ise gerçek satış bedelinin davacının bildirdiği gibi 10.000.-YTL olmayıp çok daha fazla olduğunu, 2004 yılında satış vaadi sözleşmesi ile hisseleri 60.000.YTL'sına satın alıp bedelinin ödendiğini, bu nedenle davacının önalım talebinin bu bedelden, olmazsa tapuda yazılı bedelden tanınmasını istemiştir. Davalı, satış akdinin tarafı olarak tapuda yazılı miktardan farklı bir bedele dayanamaz. Davacı ise, tapuda yazılı satış bedelinin muvazaalı olduğunu iddia ettiği halde satışın tapuda yazılı miktardan daha düşük bir bedelle yapıldığını kanıtlayamamıştır. Keşif, muvazaa iddiasının kanıtlanmasında tek başına yeterli delil sayılamaz. Keşifte belirlenen değerinin tanık beyanları ile doğrulanması gerekir. Sadece davalının bayiinin beyanı ile muvazaa iddiasının kabulü ile onun beyanında bahsi geçen miktardan Önalım davasının kabulü doğru değildir. Zira keşifte belirlenen değer ile tanık beyanı örtüşmemektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere önalım bedeli tapuda yazılı satış bedeli ile tapu harç ve masraflarının toplamından ibarettir. Mahkemece davacıya tapuda yazılı bedelden önalım hakkını kullanıp kullanmayacağı sorularak, kullanacağını beyan ederse bu bedeli depo etmesi için süre tanınması ve ondan sonra karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda 2. bentte yazılı nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy