(4721 S. K. m. 733)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu payın iptali ve davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkeme, davanın reddine karar vermiş, hüküm, davacı vekili, tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının, müvekkilinin de paydaşı olduğu Isparta ili, 43 no'lu parselde Havva ve Fatma'ya ait payları satın aldığını, ihtarname ile satışı müvekkiline bildirmediğini, müvekkilinin tapuda yaptığı araştırma sonucu satıştan haberdar olduğunu iddia ile önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, payın gerçek değerinin tapuda gösterilenden daha fazla olduğunu, satıştan davacının önceden haberdar olduğunu, taşınmazın paydaşlar arasında fiilen taksim edilmiş olduğunu savunup, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla da kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkı, alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. Türk Medeni Kanunu'nun 733/3. maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı ve satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Olayımızda; önalıma konu edilen pay davalıya 03.10.2007 tarihinde satılmış, davacı 22.10.2007 tarihinde açmış olduğu dava ile önalım hakkı nedeniyle payın iptali ve adına tescilini istemiştir. Uyuşmazlığın, satış tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Türk Medeni Kanunu'nun 733/3. maddesinde yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığı ile bildirilmesi yükümlülüğü getirilmiştir. Bu yükümlülük yerine getirilmediğinden 22.10.2007 tarihinde açılan dava süresindedir. Mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy