(2004 S. K. m. 269) (818 S. K. m. 260)
Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı alacaklı vekilinin, davalı borçlu hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istemli olarak başlatmış olduğu İcra takibine, davalı borçlunun yasal süresinde itiraz etmemesi nedeniyle, takip kesinleştiğinden davacı alacaklı vekili, icra mahkemesine başvurarak, kiralananın tahliyesi isteminde bulunmuştur. Mahkeme, davanın kabulüne, kiralananın tahliyesine karar vermiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Takibe dayak yapılan ve davaya esas alınan 01.08.2002 başlangıç tarihli ve dört yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı vekili, bu sözleşmeye dayanarak, davalı borçlu hakkında, 20.07.2006 tarihinde tahliye talepli İcra takibi başlatmış, örnek: 13 ödeme emri borçluya 26.07.2006 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ne var ki, ödeme emrinde yasal ödeme ve itiraz süreleri gösterilmemiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 269/1. maddesinin göndermesi ile, uygulanması gereken Borçlar Kanunu'nun 260. maddesinde yer alan, otuz günlük ödeme ve yedi günlük itiraz sürelerinin, ödeme emrinde açıkça yazılması zorunlu olup, yasaya uygun olarak düzenlenmeyen ödeme emri hukuki sonuç doğurmaz. Hukuki sonuç doğurmayan ödeme emrine bağlı olarak tahliye kararı verilemez. Bu nedenle, istemin reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde tahliyeye karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy