(4721 S. K. m. 644, 700)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, bir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların, paydaşı oldukları dava konusu 17 parsel no'lu taşınmazın bölünmesi konusunda anlaşamadıklarını belirterek taşınmazın aynen bölünmesi, mümkün değilse satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, tarafların otuz iki yıldır aralarındaki kullanım biçimine göre herkesin kendi yerini kullandığını, ortada şifahi bir taksimin bulunduğunu, bu nedenle taşınmazın satışını istemediklerini, taşınmaz tapuda her ne kadar paylı görünüyorsa da intifa hakkı sahipleri Selahattin ve Veysel'in kendilerine düşen bölüme ayrı binalar yaparak 1971 yılından beri kullanageldiklerini, taşınmaz üzerinde iki ayrı bina bulunduğundan taşınmazın ifrazen iki parsel haline getirilebileceğini, fiili taksimin gözetilmesinin gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Olaya uygulanması gereken 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 700. maddesi bir paydaşın üzerinde intifa hakkı kurması halinde, diğer paydaşlardan biri intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden başlayarak üç ay içinde paylaşma isteminde bulunulursa satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı buna düşecek bedel üzerinde devam eder hükmünü taşımaktadır. Yürürlükten kaldırılan Türk Kanunu Medenisi'nde bulunmayan bu yeni düzenleme ile bir pay üzerinde intifa hakkı kurulması halinde diğer paydaşlardan biri üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa, satış yoluyla yapılacak paylaşmada pay üzerinde intifa hakkı bulunmaksızın satışın yapılması ve intifa hakkının söz konusu paya düşen bedel üzerinden devam etmesi esası getirilmiştir. Diğer yandan dava intifa hakkı sahibinin haklarını yakından ilgilendirdiğinden satış yoluyla paydaşlığın giderilmesi istenen üzerinde intifa hakkı varsa bu hak sahibinin davaya dahil edilmesi zorunludur.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen ve satışına karar verilen 17 parsel no lu 293 m arsa nitelikli taşınmazın tapu kaydının hak ve mükellefiyetler bölümünde 2/4 payın intifa hakkının Selahattin'e, Remziye, Sebahat ve Yaşar'a ait hisselerin intifa hakkının Veysel'e ve Sebahattin'in hissesinin intifa hakkının Selahattin'e ait olduğu yazılıdır. Tapu kaydına göre kimin 2/4 payı üzerinde intifa hakkı bulunduğu ve intifa haklarının ne zaman tesis edildiği anlaşılamamaktadır Öte yandan intifa hakkı sahibi Selahattin taraf olarak davada yer almış ise de davacılar Remziye, Sebahat ve Yaşar'a vekaleten dava açan intifa hakkı sahibi Veysel'in kendi adına davacılar vekiline vermiş olduğu bir vekalet bulunmadığından her ne kadar karar başlığında davacı olarak ismi yer alsa da davada taraf durumunda değildir. Bu durumda mahkemece öncelikle intifa hakkı sahibi Veysel'in davaya dahil edilmesinin sağlanması, tapu kaydında yer alan 2/4 pay üzerindeki intifa hakkının kimin payı üzerinde olduğunun ve intifa haklarının ne zaman tesis edildiğinin üzerinde durulması, bundan sonra intifa hakkı kurulduğu hususunda diğer paydaşlara Türk Medeni Kanunu'nun 700. maddesinde öngörülen biçimde bir bildirimde bulunulmaması sebebiyle davanın üç aylık süre içinde açıldığının kabulü ile yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde paylar üzerinde intifa hakkı bulunmaksızın satış yoluyla paydaşlığın giderilmesine, intifa hakkının söz konusu paylara düşecek bedel üzerinden devam etmesine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde üzerindeki haklar saklı kalmak kaydı ile taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'un 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 17.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy