(2004 S. K. m. 67)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Uyuşmazlık, yazılı tahliye taahhüdü nedeniyle davalı hakkında yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının 10.11.2004 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olarak bulunduğu taşınmazı 24.3.2006 tarihinde tahliye edeceğini taahhüt ettiğini, bu taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle yapılan icra takibine itiraz ettiğini, ileri sürerek icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, icra takibine karşı süresinde yaptığı itirazında taahhütnamedeki imzasına karşı çıkmamış, tanzim tarihi olan 24.2.2006 tarihinin gerçekte olmayan bir tarih olduğunu, taahhüdün tarih kısımlarının sonradan rızası dışında, doldurulduğunu ileri sürmüştür. Davalı, yöntemine uygun tebligata rağmen yargılamaya gelmemiş, davaya yanıt da vermemiştir.
Davaya ve icra takibine dayanak yapılan imzası davalı kiracı tarafından inkar edilmeyen tahliye taahhütnamesinde "halen kiracısı bulunduğum..." ibaresi yazılıdır. Taahhütnamenin içeriğinden taahhüdün kira ilişkisi devam ederken verildiği açıkça anlaşılmaktadır. İmzası inkar olunmayan taahhüdün içeriğinin doğru olduğunun ve boş bırakılan kısımların sonradan doldurma konusunda kiralayana yetki verildiğinin kabulü gerekir. Davalının taahhüdün, sözleşme ile aynı tarihte alındığına, tarih kısımlarının sonradan doldurulduğuna ilişkin savunmanın aynı kuvvete haiz yazılı delille kanıtlanması gerekir. Davalı bu kuvvette bir delil getiremediğine göre, kiralananda oturulurken serbest irade ile verilen ve imzası inkar edilmeyen taahhütnamenin geçerli olduğunun kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına ve kiralananın tahliyesine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)