(4721 S. K. m. 733)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin 11 No'lu parselde bulunan 4 No'lu bağımsız bölümün paydaşlarından olup haricen taşınmazın diğer paydaşlarının paylarını davalıya sattıklarını duyduğunu, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının payını davalıya satan paydaşlarla akraba olduğunu, payın satılacağından davacının haberinin bulunduğunu, hatta kendi payını satma konusunda da anlaşmaya varılmış olmasına karşın davacının devir işlemi için tapu sicil müdürlüğüne gelmediğini, payın davalıya 23.1.2006 tarihinde 39.000 YTL bedelle satıldığını, ancak satıcıların akraba olması ve davacının da payını satması konusunda anlaşmaya varılması nedeniyle tapuda satış bedelinin 3.000 YTL olarak gösterildiğini, davacının payına karşılık yüksek bedel istemesi ve davalının da bunu kabul etmemesi nedeniyle davanın kötü niyetle açıldığını, davacının amacının haksız kazanç sağlamak olduğunu, öğrenme tarihine göre üç aylık hak düşürücü süre geçirildiğinden davanın süresinde açılmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir şahsa satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılabilir. Türk Medeni Kanunu'nun 733/3 maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığı ile bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen pay, 11 No'lu parselde bulunan 4 No'lu bağımsız bölümün paydaşları Mürsel Kaman ve Mehmet Ali Akdoğan tarafından 23.1.2006 tarihinde toplam 3.000 YTL bedelle davalıya satılmıştır. Davacı bu satışı haricen öğrendiğini belirterek 29.8.2006 tarihinde dava açmıştır. Satış yukarda açıklandığı üzere satıcı ya da davalı tarafından noter aracılığı ile davacıya bildirilmediğinden belirtilen öğrenme tarihine göre davanın süresinde açıldığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy