(818 S. K. m. 270, 285)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde İstenilmekle gün ayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili Av. Ş. A. ile davalı vekili olduğunu söyleyen Av. A. K. geldiler. Hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlendi, dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Uyuşmazlık, 40.000 Doların karşılığı 52.480.YTL kira alacağının tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, taraflar arasında düzenlenen 01.09.2004 tarihi sözleşme ile yapılacak mermer çalışmasında ruhsatın bir bölümünü kapsayan arazilerin davalı tarafından mermer üretiminde kullanımı konusunda anlaşmaya varıldığını, sözleşmeye göre davalının ilk yıl 35.000.YTL, ikinci ve sonraki yıllar 40.000 Dolar ödeyeceğini, davalının 18.08.2005 tarihine kadar mermer üretimini sürdürdüğünü, ancak bu tarihte davacıya hiç haber vermeden ve ihbarda bulunmadan taşınmazı terk eniğini, bu şekilde sözleşmeye aykırı davrandığını, kira sözleşmesi yöntemine uygun şekilde feshedilmediğinden geçerliliğini sürdürdüğünü ve davacının da sözleşmenin 4. maddesine göre ikinci yıl kirasına hak kazandığını belirterek, 40.000 Dolar karşılığı 52.480.YTL' nin ticari faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, sözleşmenin davalı şirket yönünden yetkili kişi tarafından imzalanmadığını, söz konusu alanın özel mülkiyete konu olamayacağını, Maden Kanunu'na göre maden bulunan alanların kamulaştırılmasının gerektiğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin kira değil, kullanım hakkı sözleşmesi olduğunu, sözleşmede çalışma yapılmayan döneme ilişkin Ödeme yapılmayacağının kararlaştırıldığını, bu nedenle davacının kira sözleşmesi hükümlerinden yararlanamayacağını, talep edilen döneme ilişkin üretim yapılmadığından davacının sözleşmenin 9. maddesi gereğince talep hakkının olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.09.2004 tarihli sözleşme konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile mermer çalışması için ruhsat alınan sahanın bir bölümünün kullanım hakkının davalıya verilmesi kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin özel hükümlerinde davalının faaliyetlerinin karşılığındı kullanım hakkını aldığı arazilere karşılık ilk yıl için 35.000.000.000. YTL ödeyeceği ikinci ve daha sonraki yıllarda 40.000 Dolar ödeme yapacağı, kira ödemelerinde bir artışın söz konusu olmayacağı düzenlenmiştir. Yine sözleşmenin özel şartta bölümü 9. maddesinde çalışmanın olmayacağı yıl herhangi bir ödeme yapılmayacağı ve 15. maddesinde de davalı şirketin yapacağı çalışma sonucunda veya ilerki yıllarda taşın satılabildiğinde, para daralmasında veya ocağın ekonomik olmaması durumunda üretimini durdurup faaliyetine son verdiğinde davacının herhangi bir hak talep etmeyeceği belirtilmiştir. Sözleşme içeriğinden davacının mermer ocağı işletmek için ruhsat aldığı sahanın bir kısmının kullanım hakkının davalı şirkete devredildiği anlaşılmaktadır. Borçlar Kanunu'nun 248 ve takip eden maddelerimle düzenlenen kira sözleşmesi taşınır veya taşınmaz bir malın ya da bir hakkın belli bir bedel karşılığında geçici bir süre için kullanılmasını sağlayan anlaşma olarak tanımlanabilir. Davada dayanılan sözleşme ile de davacı, ruhsatını aldığı sahanın bir mini belli bir bedel karşılığında kendi adına mermer çıkarma faaliyetinde kullanması için davalı şirkete vermiştir. Sözleşme konusu taşınmazın niteliği ve sözleşmenin amacına göre taraflar arasında işletme ruhsatının devri sözleşmesi değil, Borçlar Kanunu'nun 270 ve takip eden maddelerinde düzenlenen hasılat kirası ilişkisi bulunduğunun kabulü gerekir. Hasılat kirasına ilişkin süresiz sözleşmeler Borçlar Kanunu'nun 285. maddesi gereğince altı ay Önceden ihbarda bulunularak feshedilebilir. Sözleşmenin 9 ve 15. maddeleri de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Davalı 15. maddede sayılan koşulların gerçekleştiğini, üretimini durdurduğunu 9. madde gereği Ödemede bulunmasının gerekmediğini davacıya bildirmemiş, taşınmazdaki faaliyetini eylemli olarak sona erdirmiş olmakla sözleşmeyi haksız ve yöntemine uygun olmayan şekilde fesih ve taşınmazı terk etmiştir. Bu durumda mahkemece taraflar arasındaki sözleşme Borçlar Kanunu'nun hasılat kirası hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde küm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK' nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 550.YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy