(818 S. K. m. 256) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde, davalının 7.11.1992 tarihli sözleşme ile kiralananda kiracı olup davalının kirasında bulunan ikinci bodrum kat aksları arasında soğuk hava deposu yapmak istediğini, statik açıdan binaya zarar verip vermeyeceği konusunda inşaat mühendisinden istedikleri rapor henüz gelmeden kiracının fiilen akde aykırı davranarak soğuk hava deposu yaptığını, bunun üzerine akde aykırılığın otuz gün içinde giderilmesi konusunda davalıya ihtarname gönderildiğini, inşaat mühendisinin raporunda da bu eylemin binanın belediyece onaylı statik hesapları ile betonarme projesinde öngörülmeyen yükler oluşturduğunun tespit edildiğini, bunların statik açıdan problemler yaratacağını belirterek davalının kiralanandan tahliyesini talep etmiştir. Davalı vekili, olayda davalının akde aykırı ya da açıktan fena kullanımının olmadığını, sözleşme hükümlerine göre kiralananda kafeterya-lokanta işletileceğini, bu kullanım şeklinin gerçekleşmesi için de her türlü havalandırma, ışıklandırma şaft ve jeneratör vb. tesislerin yerleştirilip çalıştırılacağını, 1992 yılından itibaren kiralananın sözleşmeye uygun kullanıldığını, sözleşmenin eki olan planlarına göre birinci bodrum katta dondurucu, ikinci bodrum katta depo, zemin katta soğutucu ve su deposu bölümlerinin bulunduğunu, davanın kötü niyetle açıldığını, davacının aldırdığı yetersiz bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, statik hesaplamaların yapılmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Borçlar Kanunu'nun 256. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Anılan madde hükmü gereğince akde aykırılıktan dolayı kiracının tahliyesine karar verilebilmesi için kiracıya akde aykırı davranışına son vermesi hususunda kiralayan tarafından süreli bir ihtar tebliğ ettirilmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Kiralananın açıktan fena kullanılması durumunda akde aykırılığın giderilmesi amacıyla kiracıya ihtar gönderilmesine gerek yoktur.
Olayımıza gelince; davada dayanılan ve hükme esas alınan 7.11.1992 başlangıç tarihli ve yirmi yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar bölümünde davalının kiralananda lokanta işi ile ilgili gerekli tadilatları yapabileceği, projeye aykırı yapılan inşaatın varlığı halinde sorumluluğun kiracıya ait olacağı kararlaştırılmıştır. Davacılar tarafından aldırılan 10.2.2005 tarihli raporda inşaat mühendisi İbrahim Öztürk, katlara su deposu yapılmasının statik açıdan ilerde ciddi problemlere yol açacağını beyan etmiştir. Yine mahkeme aracılığı ile yaptırılan tespitte birinci bodrum katta E-G aksları arasına iki adet her biri 1.000 litrelik fiberglas malzemeden yapılmış iki adet su deposunun konulduğu saptandıktan sonra bilirkişiler 13.2.2006 tarihli raporlarında birinci bodrum katta mutfağın arka kısmına yaptırılan soğuk hava deposunun binanın statik yapısına zarar verebileceğini belirtmişlerdir. Yargılama sırasında alınan her iki bilirkişi raporunda ise soğuk hava depolarının taşınmazın kiralanma amacına yönelik yapılmış ve zorunlu tesisler olup akde aykırı bir kullanımın bulunmadığı vurgulandıktan sonra davalının bodrum katlara koymuş olduğu su depolarının statik açıdan binaya önemli ve kalıcı zarar verebileceği belirtilmiştir. Davacılar tarafından davalıya 12.12.2005 tarihinde keşide edilip 19.12.2005 tarihinde tebliğ ettirilen ihtarnamede ise ikinci bodrum kata yapılan soğuk hava depolarının otuz gün içinde kaldırılmaması halinde akdin feshi ve tahliye davası açılacağı bildirilmiştir. İhtarnamede su depolarına yönelik bir talep bulunmamaktadır. Yargılama aşamasında 13.10.2006 tarihinde yapılan ilk keşif sırasında da su depolarının kaldırıldığı belirlenmiştir. Su depolarının varlığının statik açıdan binaya zarar verme olasılığı bulunsa da bu hususun ihtarname ile giderilmesi mümkündür. Açıktan açığa fena kullanma oluşturmayacağı gibi ihtarnamede su depolarının kaldırılması konusunda bir talepte bulunulmamış, dava dilekçesinde de açıktan açığa fena kullanma nedeniyle tahliye istenmemiştir. HMUK'nun 74. maddesi hükmü gereği hakim her iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup ondan fazlasına ya da başka bir şeye hükmedemez. Akde aykırılık sebebi olarak ileri sürülen soğuk hava depolarının akde aykırılık oluşturmadığı bilirkişi raporu ile sabit ve mahkemenin de kabulünde olması, açıktan açığa fena kullanma nedeniyle tahliye talep edilmemesi karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 01.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy