(1086 S. K. m. 569) (5403 S. K. m. 8)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, on adet taşınmazda ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece 2016 ve 2049 nolu parsellerin taksimine, 1631, 1633, 1649, 2015, 2040, 2042 ve 2761 parsel sayılı taşınmazlarında satışına karar verilmiş ve hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve kararda dayanılan gerekçeye göre davalı vekilinin 2040, 2042, 2098 ve 2761 nolu parsellere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalı vekilinin diğer parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, dava dilekçesinde on adet taşınmazın aynen taksim, mümkün olmaması halinde satışı suretiyle ortaklıklarının giderilmesini istemiş, davalı vekili 1631,1633 ve 2015 sayılı parsellerin Denizli 2.Sulh Hukuk Mahkemesince taksimine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, kesin hüküm nedeniyle bu parsellere ilişkin davanın reddi gerektiğini ve parsel büyüklükleri itibariyle diğer taşınmazlarında taksiminin mümkün olduğunu savunmuş, mahkemece 2016 ve 2049 nolu parsellerin aynen taksimine, diğer parsellerinde satışına karar verilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya birkaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. HUMK.nun 569.maddesi hükmü uyarınca davada bütün paydaşların (ortakların) yer alması zorunludur. Getirtilen tapu kaydından 40.550 m2 alanlı 1649 parsel sayılı taşınmazda davacı ile birlikte ……, ……, ……, …… ve ……'ın da müştereken paydaş oldukları, ancak buna karşın bu kişilerin davada yer almadıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda, davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Mahkemece yukarıda açıklanan çerçevede adları geçen paydaşların davaya katılmaları sağlanmadan savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan Denizli 2.Sulh Hukuk Mahkemesince 4.11.1993 tarih ve 1993/109-942 sayılı kararıyla 1631, 1633 ve 2015 parsel sayılı taşınmazların aynen taksimine karar verilmiş ve bu karar 8.12.1993 tarihinde kesinleşmiştir. Karar taşınmazların aynına ilişkin olduğundan hükmün infazı zaman aşımına tabi değildir. Buna göre mahkemece kesin hüküm nedeniyle bu parseller hakkındaki davanın reddi gerekirken, satışına karar verilmesi de hatalıdır.
Aynen bölünerek paylaştırma (taksim) halinde teknik bilirkişiye ifraz (taksim) projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz belediye ve mücavir alan hudutları içerisinde ise Belediye Encümeninden karar alınmak suretiyle, belediye sınırları dışında ise İl İdare Kurulundan İmar Yasası ve Yönetmeliğine göre bölüşmenin (taksim) mümkün olup olmadığının sorularak tesbiti gerekir. Dosya kapsamından anlaşıldığı gibi, mahkemece yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuyla 2016 ve 2049 parsel nolu taşınmazların toprak ve çevrenin ekolojik yapısı ve konumu dikkate alınarak kuru marjinal tarım arazisi niteliğinde olduğu ve 5403 Sayılı Kanun doğrultusunda hazırlanıp yürürlüğe konulan 26024 Sayılı "Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu Uygulama Yönetmeliği"nin 11.maddesi hükmüne göre taksiminin mümkün bulunduğu belirlenmiş, Harita ve Kadastro Mühendisi tarafından düzenlenen taksim projesi esas alınarak İl Tarım Müdürlüğünün cevabi yazısı ile zirai yönden de taksimin mümkün olduğu saptanmış, ancak yukarıda belirtilen çerçevede onay makamı olan İl İdare Kurulundan ifrazın mümkün olup olmadığı sorulmamıştır. Bu hususun gözardı edilmesi de doğru görülmemiştir.
Ayrıca, 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 5578 Sayıl Kanunun 2.maddesi ile değiştirilen tarım arazilerinin sınıflandırılması ve arazi parsel büyüklüklerinin belirlenmesine ilişkin 8/2.maddesinde "tarımsal faaliyetin ekonomik olarak yapılabildiği en küçük alana sahip ve daha fazla küçülmemesi gereken yeter büyüklükteki tarım arazisi parsel büyüklüğü, bölge ve yörelerin toplumsal, ekonomik, ekolojik ve teknik özellikleri gözetilerek Bakanlık tarafından belirlenir" hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 8/1.maddesinde de Bakanlığın tarım arazilerinin korunması, geliştirilmesi ve kullanımı ile ilgili farklı sınıflandırmalar yapabileceği belirtildiği gibi en küçük parsel büyüklüğü alanları da gösterilmiştir. Bu hükümler gözönünde bulundurularak mahkemece davaya konu taşınmazların gerek sınıflarının ve gerek arazi parsel büyüklüklerinin Bakanlık'tan sorularak belirlenmesi ve buna göre inceleme yapılması gerekirken, İl Tarım Müdürlüğü cevabi ve bilirkişi görüşü ile yetinilerek eksik incelemeyle hüküm verilmesi de hatalı olmuştur.
Hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle 2040, 2042, 2098 ve 2761 sayılı parsellere ilişkin kararın ONANMASINA, 1649, 1631, 1633, 2015, 2016 ve 2049 nolu parsellere ilişkin kararın belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, onanan kısım için taşınmaz malın satış bedelinden payına düşecek paranın %09 oranında hesaplanacak onama harcından peşin alınan 13.10.-YTL’nın mahsubu ile bakiyesinin temyiz edenden alınmasına, 08.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)