(4721 S. K. m. 732) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu 3 No'lu parselin paydaşı olup davalının aynı taşınmazda 45/275 payı 15.3.2004 tarihinde satın aldığını 12.10.2004 tarihinde rastlantı sonucu öğrendiğini, satışın davacıya bildirilmediğini, öte yandan taşınmazda 45 m2'ye karşılık gelen payın satış bedelinin tapuda önalım hakkının kullanılmasını engellemek için yüksek olarak 90.000.000.000 TL olarak gösterildiğini, paylarını satan paydaşların aynı paylarını 2004 yılı başlarında davacıya 25.000.000.000 TL'den teklif ettiklerini, emlakçılara da 30.000.000.000 TL'den satılık olduğunu bildirdiklerini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, payın 90.000.000.000 TL bedelle satın alınarak satış bedelinin satıcılara banka havalesi ile gönderildiğini, satıştan önce ve sonra davacıya ulaşılmaya çalışılmış ise de sonuç alınmadığını, Önalım hakkını kullanan davacının tapuda gösterilen satış bedelini depo etmesi gerektiğini, davalının davayı ancak bu bedelin yatırılması halinde kabul edebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Karar: Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret Önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; Önalım hakkına konu edilen pay 3 No'lu parselin paydaşları F. C, G. Ç. ve N. D. tarafından davalıya 11.03.2004 tarihinde toplam 90.000.000.000 TL bedelle satılmıştır. Davacı ise tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini iddia etmiştir. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Ancak bu konuda dinlenen davacı tanıkları payın davalıya hangi bedel karşılığında satıldığı konusunda bilgi ve görgüye dayalı açık bir beyanda bulunmamışlardır. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporlarında dava konusu edilen payın değeri dava tarihi itibariyle 35.032.40 YTL olarak bildirilmiş ise de muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arz eder. Bu durumda mahkemece davacıdan tapuda gösterilen bedel ve satış masrafları üzerinden Önalım hakkını kullanıp kullanmayacağını sorulması, Önalım hakkının kullanılacağının beyan edilmesi halinde Önalım bedelini depo etmesi için uygun bir süre tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 500. YTL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.07.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy