(4721 S. K. m. 733)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, Önalım hakkına konu payın iptali ile davacılar adına tesciline ilişkindir. Mahkemece iptal kararı verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar paydaş oldukları davaya konu 43 numaralı parselde, 06.09.2005 tarihinde 23/365 payın davalıya satılması nedeniyle Önalım hakkı sebebiyle bu payın iptali ile adlarına tescilini talep etmiş, satım bedelinin tapuda 18.500 YTL olmasına rağmen satış bedelinin muvazaalı ve Önalım hakkını engellemek için tapuda yüksek gösterildiğini, gerçek olan bedel üzerinden Önalım haklarının tanınmasını istemişlerdir. Davalı üç aylık hak düşürücü sürenin geçirildiğini, davanın süresinde açılmadığını savunmuş, tapudaki bedelin gerçek bedel olduğunu, davanın kabulüne karar verilecek ise bu bedel üzerinden Önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Mahkemece, dinlenilen davacı tanığı ile mahallinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporuna değer verilerek 20.700 YTL olarak belirlenen Önalım bedeli ve masraflar toplamının davacı tarafa depo ettirilmesinden sonra tapunun iptali ve davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. TMK.'nun 733/3. maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; Önalım hakkına konu pay 06.09.2005 tarihinde davalı tarafından satın alınmış olmasına ve bu satımın satıcı ve alıcı tarafından davacı tarafa noter aracılığıyla bildirilmemiş bulunmasına göre 21.04.2006 tarihinde açılan davanın süresinde olduğunun kabulü gerekir. Önalım hakkına konu pay tapuda 40.000 YTL bedelle satılmıştır. Davacılar ise satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini iddia etmişlerdir. Davacılar bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddialarını kanıtlamaları gerekir. Davacılar satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddialarını tanık dahil her türlü delille kanıtlamaları mümkündür. Ancak bu konuda dinlenen davacı tanığı N. Ş. satış tarihinde davaya konu taşınmazın m2 birim değerinin 1200 YTL olduğunu söylemiş, davaya konu payın davalıya hangi bedel karşılığında satıldığı konusunda bilgi ve görgüye dayalı açık bir beyanda bulunmamıştır. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporlarında dava konusu edilen payın değeri dava tarihi itibariyle 20.700 YTL olarak bildirilmiş ise de muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arz eder. Böylece davacının bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamadığının kabulü gerekir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş davacılara tapuda gösterilen satış bedeli ile bu satış nedeniyle davalı alıcı tarafından yapılan tapu harç ve giderlerinin toplamından ibaret olan bedel üzerinden önalım hakkını kullanıp kullanmayacaklarının sorulması, önalım hakkının kullanılacağının beyan edilmesi halinde önalım bedelini depo etmeleri için uygun süre tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.07.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy