(818 S. K. m. 262, 263)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava feshi ihbar nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde, dava konusu arsaya ev yapacağı iddiasıyla taşınmazın tahliyesini istemiş, davalı davanın süresinde açılmadığından reddini savunmuştur. Mahkemece davanın süresinde açıldığından bahisle istemin kabulüne ve kiralananın tahliyesine karar vermiştir.
Borçlar Kanunu'na tabi süresiz sözleşmelerde feshi ihbar süresi bu kanunun 262. maddesi hükmüne göre belirlenir. Anılan madde hükmü gereğince süresiz sözleşmelerde 6 (altı) aylık dönem için 3 (üç) ay önceden kiracıya feshi ihbar tebliğ ettirilmesi ve o dönem sonunda tahliye davası açılması gerekir. Altı aylık dönemin birinde tebliğ ettirilen feshi ihbar ancak bu dönem sonunda dava açma hakkı verir. Bu feshi ihbar sonraki dönem için kullanılamaz. Borçlar Kanunu'nun kapsamına giren yerlerin tahliyesi için feshi ihbar yeterli olup, başka bir sebep aramaya gerek yoktur.
Olayımıza gelince; davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 01.05.2000 tarihli ve beş yıl süreli sözleşme konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz köy yerinde ve arsa vasfında olması nedeniyle Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Sözleşme Borçlar Kanunu'nun 263. maddesi uyarınca 01.05.2005 tarihinde süresiz hale gelmiştir. Bu durumda sözleşmenin feshi ve tahliye için Borçlar Kanunu'nun 262. maddesi gereğince feshi ihbarda bulunmak gereklidir. Davacının 14.04.2004 tarihinde keşide ettiği ihtarname Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı olarak muhtara tebliğ edilmiştir. Bu durumda ihtarnamenin davalıya öğrendiğini bildirdiği 21.05.2005 tarihinde tebliğ edildiğinin kabulü gerekir. Feshi ihbar yukarıda anlatılan ilkelere göre süresinde olmadığından 20.06.2005 tarihinde açılan dava süresinde değildir.
Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 08.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy