(4721 S. K. m. 733) (YHGK 28.03.2007 T. 2007/6-180 E. 2007/174 K.)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili ve davalı vekili geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu 945 parsel No'lu taşınmazda davalının paydaşlardan H.G. mirasçılarının paylarını davacıya haber vermeden 3.900 YTL bedelle satın aldığını, davacının önalım bedelini depo etmeye hazır olduğunu, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Birleşen dava ile de davacı vekili, davalının aynı taşınmazda E.Y. mirasçılarından 3.700 YTL bedelle ve H.Ü. mirasçılarından 3.330 YTL bedelle satın aldığı paylara yönelik olarak da önalım haklarını kullandıklarını belirterek, davalı adına kayıtlı bu payların da iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Dava konusu edilen payların yargılama sırasında 4.000 YTL bedelle N.C.G'ye satılması üzerine adı geçen HMUK'nun 186. maddesi hükmü gereği davaya dahil edilmiştir. Davalı M.U. vekili, 945 No'lu parselde müvekkili adına kayıtlı payın bulunmadığını, dava değerinin dava dilekçesinde düşük gösterildiğini, keşfen payın değerinin daha yüksek olduğunun ortaya çıkacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Dahili davalı N.C.G. payların 11.000 YTL bedelle alınıp kendisine 4.000 YTL bedelle satıldığı iddiasının doğru olmadığını, satışın ilk bedelden daha yüksek bedelle yapıldığını, tapuda gösterilen miktarın gerçek bedeli yansıtmadığını, gerçek değerin keşif ve bilirkişi incelemesi ile belirlenmesini istediğini, taşınmazda paydaş olduğundan kendisine önalım davası açılamayacağını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen paylar davalı M. U. tarafından taşınmazın bir kısım paydaşlarından 16.12.2005 tarihinde 3.700 YTL, 29.12.2005 tarihinde 3.330 YTL bedelle ve 22.6.2006 tarihinde 3.900 YTL bedelle satın alındıktan sonra bu paylara yönelik davacı tarafından önalım davası açılması üzerine yargılama sırasında 4.10.2006 tarihinde toplam 4.000 YTL bedelle davaya dahil edilen N.C.G'ye satılmıştır. Davacı tarafından N.C.G HMUK'nun 186. maddesi gereğince davaya dahil edilmiştir. Dahili davalı, savunmasında tapuda gerçek satış bedelinin gösterilmediğini, gerçek satış bedelinin daha yüksek olduğunun keşfen belirlenmesini istemiştir. Borçlar Kanunu'nun 182. maddesi hükmü gereğince satış sözleşmesiyle belirli bir bedel karşılığında bir malın mülkiyeti diğer tarafa nakledilir. Burada satış bedeli konusunda taraf iradelerinin uyuşması gerekir. Tapuda resmi şekilde yapılan pay satışının tarafı olan alıcı bu nedenle bedelde muvazaa yapıldığı, gerçek satış bedelinin daha yüksek olduğu iddiasında bulunamaz. Nitekim HGK'nun 28.3.2007 gün ve 2007/6-180-174 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Diğer yandan uyuşmazlığın satış tarihi itibariyle 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Türk Medeni Kanunu'nun 733. maddesinde yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi yükümlülüğü getirilmiştir. Davalı alıcı, satışı noter aracılığı ile davacıya bildirilmediğine göre satış tarihi ile dava tarihi arasındaki sürenin geçmesine kendisi sebebiyet verdiğinden gerçek bedel belirlenerek bu değer üzerinden önalım bedelinin tespitini isteyemez. Önalım hakkının tapudaki satış bedeli, harç ve masraflar tutarı üzerinden tanınması gerekir. Yapılan her pay satışı ile önalım hakkı yeniden kullanılabilir hale geleceğinden ve dava konusu edilen paylar son olarak 4.10.2006 tarihinde 4.000 YTL bedelle dahili davalı N.C.G'ye satıldığından mahkemece davacıya bu satış bedeli ve tapu harç ve masrafları üzerinden önalım bedelini depo etmesi için uygun süre ve olanak tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken keşfen belirlenen bedelin süresinde depo edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ve Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 625.-YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 30.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy