(3561 S. K. m. 2) (7201 S. K. m. 29) (1086 S. K. m. 73) (Tebligat Tüzüğü m. 47)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılar ve kayyım tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık 2 adet bağımsız bölümün ortaklığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile bağımsız bölümlerin satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, davalılar Gülsüm ve Müge ile davalı Metin kayyımı vekili tarafından ayrı ayrı tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir.
Paydaşlığın giderilmesi davasını ortaklardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. Davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçıların davaya katılmaları sağlanmalıdır. Bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen 591 no'lu parselde bulunan 10 ve 25 bağımsız bölüm no'lu konutların ortaklarından Metin'in adresinin temin edilmemesi üzerine Tebligat Kanunu'nun 29/2 ve Tebligat Tüzüğü'nün 47/2. maddeleri gereği askı tutanağı düzenlenmeksizin ilanen tebligat yapılmıştır. Ancak mahkemece adı geçen davalının adreslerinin belirlenmesi yönünden Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla yapılan araştırma ile yetinilmiş yeterli adres araştırması da yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece adı geçen davalının adreslerinin bulunabileceği Belediye, Askerlik Şubesi, Nüfus Müdürlüğü, Noterlik, Seçim Kurulu gibi kurum ve kuruluşlardan adres araştırması yapılması, adreslerin belirlenmesi halinde bu adreslere dava dilekçesinin tebliğ olunması, aksi halde adı geçen davalıya Tebligat Kanunu'nun 29 ve Tebligat Tüzüğü'nün 47. maddeleri gereği usulüne uygun şekilde ilanen tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması ve ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ile yetinilip ilanen tebligat yoluna gidilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Bunun yanı sıra 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesi gereği gaip kişilere mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması gerekirken davalı Metin'e dava dilekçesi tebliğ edilemediğinden 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Yasa gereği kendisine kayyım atanmıştır. Anılan Yasa gaip kişilerin malvarlıkları üzerindeki hazine yararının daha iyi korunmasına yöneliktir. Oysa davada kimliği bilinmekte olan davalının gaip olduğundan söz edilmez. Adresinin tespit edilememesi kendisine kayyım atanmasını gerektirmez. Mahkemenin yukarıda açıkladığı üzere adı geçen davalıya Tebligat Kanunu'nun 29. maddesi hükmü gereği ilanen tebligat yoluna başvurarak taraf teşkilini sağlanması gerekirken kendisine atanan kayyım huzuru ile davayı esastan inceleyerek sonuçlandırılması da usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'un 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy