(7201 S. K. m. 29) (1086 S. K. m. 569) (Tebligat Tüzüğü m. 47)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık üç adet taşınmazda ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalılar ile müştereken malik oldukları 1287 ada 4, 1289 ada 1, 1290 ada 6 nolu parsellerde ortaklığın satış suretiyle giderilmesini talep etmiştir. Mahkemece ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
Paydaşlığın giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya bir kaçı diğer paydaşlara karşı açar. HUMK. nun 569. maddesi hükmü uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince: Davalılardan Remziye, Serap, Mehtap, Ayşe, Birsen, Leman, Havva, Hatice Bahçekapılı'nın adreslerini tespit edilememesi nedeniyle dava dilekçesi ve kararın ilanen tebliğ edilmiş olduğu, geri çevirme kararımız üzerine mahkemece adı geçen davalılara dava dilekçesinin ilanen tebliğine ilişkin mahkeme divanhanesinde ilan yapıldığına dair askı ilan tutanağının bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. Bu durumda Tebligat Kanunu'nun 29 ve Tebligat Tüzüğü'nün 47. maddeleri gereği usulüne uygun şekilde ilanen tebligat yapıldığından söz edilemez. Mahkemece adresleri bulunamayan adı geçen davalılara Tebligat Kanunu'nun 29 ve Tebligat Tüzüğü'nün 47. maddeleri uyarınca ilanen tebligat yapılarak taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazları bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 01.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy