(4721 S. K. m. 6)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, ziynet eşyalarının iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, düğünde davacıya bir adet üçlü burgu bilezik, bir adet ikili burgu bilezik, bir adet düz bilezik, 59 adet küçük altın, iki adet burgulu bilezik, bir adet altın set, altı adet cumhuriyet altını, bir adet düz bilezik takıldığını, müvekkilinin evde olmadığı bir sırada takılara el konulduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere aynen ya da 6000,00 YTL.nın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Davalılar, duruşma gün ve saatinin usulüne uygun olarak tebliğine rağmen savunma yapmamış, davaya cevap vermemiş, herhangi bir delil bildirmemişlerdir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen taşınabilen götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi giderken götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir. Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını kanıtlamalıdır.
Somut olayda, davacı kadın düğünde kendisine takılan ziynetlere davalılar tarafından el konulduğunu ileri sürmüş ise de kanıtlayamamıştır. Davalılar süresi içinde cevap layihası vermemekle davayı ve dava dilekçesinde dayanılan vakıaları inkar etmiş sayılırlar. Davacı dava dilekçesinde "diğer yasal kanıtlar" demek sureti ile yemin deliline dayandığına göre mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Hüküm, bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy