(4721 S. K. m. 226)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava ziynet ve çeyiz eşyalarının iadesi, mümkün olmaması halinde bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkili ile davalının 26.8.2005 tarihinde evlendiklerini, bu evliliğin davalının davranışları yüzünden devam etmediğini ve taraflar karşılıklı olarak boşanma davası açtıklarını, müvekkiline düğün esnasında bir çok takı takıldığını, evlilik birliği başladıktan sonra davalı ziynet eşyalarını alıp kendi annesine teslim ettiğini, takıların müvekkilin rızası olmadan satıldığını belirterek dava dilekçesinde belirtilen ziynet eşyalarının mümkünse aynen iadesini mümkün değilse fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 35.000.00 YTL nin tahsilini istemiştir. Davalı vekili ise takıların düğünde takıldığının doğru olduğunu, ibraz edilen CD'den anlaşılacağı gibi iddia edilen miktarlarda davacının ailesi tarafından takılmasının mümkün bulunmadığını, takıların düğünden sonra müvekkilin annesine verildiğinin doğru olmadığını, evlendikten sonra taraflar taksitli alışverişten dolayı sıkıntıya girdiklerini altınların çoğunun davacının kendi ısrar ve rızası sonucu bozdurulduğunu ve bununla borçların bir kısmının kapatıldığını, gelin ve damada takılar takıların 8.000.00 YTL'yi geçmeyeceğini bozdurulan altınların ise 7.000.00-8.000.00 YTL'yi bulmadığını, öncelikle davanın reddini aleyhimize bir karar verilmesi halinde davacı tarafta müvekkilime ait eşyaların bulunduğunu istenildiğinde listesinin sunulacağını, eşyaların değeri olan 14.310.00 YTL alacağın mahsup edilmesini savunmuştur.
Evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun ona bağışlanmış sayılır. Ancak ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğini, kadının isteği ve onayı ile iade edilmemek üzere bozdurulup ihtiyaçlar için harcandığının davalı yanca kanıtlanması halinde koca ziynet eşyalarını iadeden kurtulur. Davada davacıya ait olduğu anlaşılan dava konusu altınların evliliğin devamı sırasında davalı tarafından bozdurularak ev ihtiyacı ve taksitli borçların ödenmesi için harcandığı davalı yanca kabul edilmektedir. Davalı kadının iade edilmemek üzere kendi rızası ile ziynet eşyalarının verildiğini davalı kocanın kanıtlaması gerekir. İspat külfeti davalıda olduğundan davacının davalıya yemin teklif etmesi sonucu değiştirmez. Zira kanıtlama yükümlülüğü kendisinde olmayan tarafın diğer tarafa yemin teklif etmesi ve teklif olunan yeminin eda edilmesi o tarafı ispat yükünden kurtarmaz ve ispat yükü kendisinde olmayan kimse aleyhine sonuç doğurmaz. Davalı koca kadının iade edilmemek üzere kendi rızası ile ziynet eşyalarını verdiğini kanıtlayamadığından dava konusu ziynet eşyalarını davacıya iadesi gerekir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan ziynet eşyalarına ilişkin talebin reddedilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15.09.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)