(4721 S. K. m. 794)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalılar ve davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili ve davacı vekili geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payların iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-) Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz edene davalılar vekilinin tüm ve davacı vekilinin davalı F'ye yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacı vekilinin davalı F'ye yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin 9 No'lu parselin paydaşlarından olup taşınmazda davalı F. 1/8 davalı F'nin 11/32 payının bulunduğunu, uzun zamandır Danimarka da bulunan davacının iznini kullanmak için geldiğinde taşınmazdaki satış işlemlerini öğrendiğini, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalılar adına kayıtlı payların iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalılar vekili, davanın iki yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davalıların paylarını 24.03.2006 tarihinde satın aldıklarını, davanın ise 16.06.2008 tarihinde açıldığını, davalılar zaman içinde diğer paydaşlardan da pay satın almış iseler de sonrakilerin paydaşa yapılan pay satışı olması nedeniyle önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla da kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. Türk Medeni Kanunu'nun 733/3. maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu 9 No'lu parseldeki 10/64 payın çıplak mülkiyeti taşınmazın paydaşlarından H. ve İ. tarafından 24.03.2006 tarihinde davalı F'ye 74.000 TL. bedelle, intifa hakkı davalı F'ye 148.000 TL. bedelle satılmıştır. Davalı F. ise 18.12.2006 tarihinde M.O.'nun 1/8 payını 40.000 TL. bedelle satın almıştır. Davacı da 16.06.2005 tarihinde açtığı işbu dava ile önalım hakkının tanınmasını talep etmiştir. Medeni Kanun'un 794 ve devamı maddelerinde düzenlenen intifa hakkı aksine bir düzenleme olmadıkça sahibine konusu üzerine tam yararlanma yetkisi sağlar. Mülkiyetten gayri ayni hak olan intifa hakkının kurulması taşınmaz mülkiyetini nakleden işlemlerden değildir. İntifa hakkı ile bir taşınmazın belli bir süre ya da süresiz kullanma, yararlanma hakkı elde edilmiş olur. Ortada pay satışı olmadığından intifa hakkının kurulması diğer paydaşlara önalım haklarını kullanma hakkı vermez. Bu itibarla davalı F. lehine 24.03.2006 tarihinde intifa hakkı tesis edilmesi üzerine davacı önalım hakkını kullanamayacaktır. Davalı F. taşınmazdaki 1/8 payını 18.12.2006 tarihinde satın almıştır. Yapılan pay satışı davacıya yukarda açıklandığı üzere noter aracılığı ile bildirilmediğinden 16.06.2008 tarihinde iki yıllık hak düşürücü süre içinde açılan dava süresindedir. Bu durumda mahkemece davalı F. yapılan pay satışı yönünden işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın yazılı şekilde süre yönünden reddedilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 no.lu bentte yazılı nedenlerle davalı F. yönünden davanın reddine ilişkin hüküm kısmının ONANMASINA, yukarıda 2 no'lu bentte yazılı nedenlerle davalı F. ilişkin hükmün BOZULMASINA ve Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 625 TL. vekalet ücretinin davalı F'den alınarak davacıya verilmesine, onanan kısım için temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 07.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy