(4721 S. K. m. 698)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar, davacı F. mirasçıları tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kâğıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Uyuşmazlık, 11 parsel No'lu taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine dair verilen kararın dairemizin 02.12.1996 gün ve 10939-11120 sayılı kararı ile onanmasından sonra tapu paydaşı davacı R. kızı N. mirasçıları olduklarını ileri süren F., T., F. ve F. vekili tarafından miras bırakanlarının yargılama sırasında ölümünden sonra müvekkillerinin davada taraf olarak yer almamaları gerekçesi ile hükmün bozulmasının istenmesi üzerine yerel mahkeme 08.10.2009 gün ve 1995/514 Esas 1996/298 Karar sayılı kararı ile kararın kesinleşip satış işlemlerinin devam ettiğini, temyiz süresinin geçirildiğini, temyiz edenlerin taleplerinin yeni bir davayla yargılama gerektirdiğini, yine temyiz isteminde bulunanların nüfus kayıtlarının düzeltilmesi ve tapuda isim tashihi davası sonucu hak sahibi olduklarını kanıtlamaları halinde durumun satış dosyasında değerlendirilebileceğini belirterek, süre, taraf ve talep bakımından şartları oluşmayan temyiz isteminin reddine karar vermiştir.
Paydaşlığın giderilmesi davaları paylı ya da elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallar ile haklarda paydaş ya da ortaklar arasında yürürlükte olan hukuki ilişkiyi sona erdirip bireysel mülkiyete geçişi sağlayan, iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı taraf da davacı ile aynı haklara sahiptir. Diğer davalarda olduğu gibi, davayı kaybetme veya kazanma ve davadan feragat söz konusu değildir. Davanın iki taraflı olma özelliği gereği genel usul hükümlerinin uygulanması bakımından bu davalar ayrıcalık taşır.
Bu tür davalarda davayı ortak ya da paydaşlardan biri veya birkaçı, diğer ortak ya da paydaşlara karşı açar. Davada bütün paydaş ya da ortakların yer alması zorunludur. Davacının bir ya da birkaç paydaşı davalı olarak göstermemesi nedeniyle tarafı olmadıkları paydaşlığın giderilmesi davasında verilen hüküm ile hakkı ihlal olunan paydaşların hükmü temyiz hakları olduğu gibi, davacılardan birinin yargılama sırasında ölümü halinde mirasçılarının da davada taraf olarak yer almaları gerektiğinden verilen hükmü temyiz edebilirler. Kendilerine karar tebliğ edilmemesi durumunda temyiz süresinin geçirildiğinden de söz edilemez. Bu itibarla yargılama sırasında ölen tapu paydaşının mirasçıları olduğunu ileri süren temyiz edenlerin davada taraf olarak yer almadıklarından söz ederek temyiz isteminde bulunmalarında bir usulsüzlük bulunmadığından yerel mahkemenin temyiz isteminin reddine dair 08.10.2009 gün ve 1995/514 Esas 1996/298 Karar sayılı kararının bozularak kaldırılmasına oybirliği ile karar verilip dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava konusu edilen ve satışına karar verilen 11 parsel no'lu taşınmazın 1309770/34836480 payı tapuda R. kızı N. adına kayıtlı olup bu paydaş dosyaya sunulan vekaletnameye göre davada N. adı ile davacı yanda yer almıştır. Temyiz dilekçesine ekli mirasçılık belgelerine göre ise adı geçen paydaş 12.06.1996 tarihinde verilen hükümden önce 08.11.1994 tarihinde vefat etmiş, geride mirasçı olarak M.'i bırakmıştır. Onun da 28.10.2004 tarihinde ölümü ile mirası temyiz edenlere intikal etmiştir. Temyiz edenler kendilerinin paydaş N. mirasçıları olduğunu ileri sürmektedir. Ancak mirasçılık belgesindeki isim ile tapu kaydındaki isim farklıdır. Bu durumda mahkemece tapu paydaşı R. kızı N. ile mirasçılık belgesinde adı geçen Fatma'nın aynı kişi olup olmadığı üzerinde durularak aynı kişi olduğunun saptanması halinde davacı yana tapu kaydındaki ismin düzeltilmesi için süre verilmesi ve mirasçılarının davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanmasından sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi yönünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy