(6570 S. K. m. 1) (818 S. K. m. 254, 255, 256, 257, 258, 259, 260, 261, 262)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak davanın niteliği gereği duruşmaya tabi olmadığından duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, iktisap ve işyeri ihtiyacı nedeniyle kira sözleşmesinin feshi ile kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin tarla niteliğinde davaya konu 13219 ve 13222 parsel nolu taşınmazların 2/3 paylarını 20.08.2008 tarihinde ihtiyaçlarına binaen satın aldıklarını, önceki malik ile davalı arasında imzalanan 15.05.2003 tarihli kira sözleşmesini yenilemeyeceklerini ve kendi ihtiyaçları için kullanacaklarını davalıya 15.09.2008 tarihli ihtarname ile bildirdiklerini belirterek kiralananın tahliyesini istemişlerdir. Davalı vekili ise, müvekkilinin davaya konu taşınmazları o zamanki ortağı O.T. ile adi ortaklık yaparak, H.Y. ve İ.Y.'dan kiraladıklarını, bilahare müvekkilinin işletmenin tamamına malik olduğunu, taşınmazların paylı mülkiyete konu olup paydaşlar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, dava dışında kalan paydaş H.Y.'ın ölü olduğunu, mirasçılarının davaya dahil edilmesi gerektiğini, davadan önce çekilen ihtarın usulsüz olduğunu, ihtiyaç iddiasının kanıtlamadığını ve davaya konu parsellerin kiralanan taşınmazlardan farklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece ihtiyaç iddiası haklı ve samimi bulunarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 15.05.2003 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi kiralayan sıfatı ile taşınmazların önceki paydaşlarından H.Y. ve İ.Y. ile kiracı sıfatıyla davalı O.O. ve dava dışı O.T. tarafından imzalanmıştır. Davalı vekilinin 30.06.2009 tarihli dilekçesinden kiracılar O.O ve O.T. arasında adi ortaklığın son bulduğu bilahare davalı O.O.'un işletmenin tamamına malik olduğu, davanın kiracı O.O'a yöneltilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Kiralananın bulunduğu 13219 ve 13222 nolu parseller paylı mülkiyete konu olup davacılar konu parsellerin 1/3 payını 20.08.2008 tarihinde diğer 1/3 payını ise 30.01.2009 tarihinde satın alma yolu ile iktisap etmişler ve taşınmazın 2/3 payına malik olmuşlardır. Dosyaya getirtilen tapu kayıtlarının incelenmesinden taşınmazların kalan 1/3 payının aynı zamanda kiralayan sıfatını haiz H. Y.'a ait olduğu, davalı tarafça adı geçen kişinin vefat ettiğinin ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Öte yandan tahliyesi istenen taşınmazların boş arsa olarak halı saha işletmeciliği yapılmak üzere kiraya verildiği, bu niteliği itibariyle 6570 Sayılı Yasanın 1. maddesi kapsamında üstünün çatı, dam vs. ile ortak bir yapı olmadığı Borçlar Kanunu'nun adi kiraya ilişkin hükümlerine tabi bulunduğu kuşkusuzdur. Tüm bu açıklamalar karşısında uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'nun 254-262. maddelerine göre ve bu maddelerde sözü edilen feshi ihbarın bozucu yenilik doğuran bir özellik taşıdığı gözetilerek çözümlenmesi gerekirken olayda uygulanma olanağı bulunmayan 6570 Sayılı Yasa hükümlerine göre tahliye kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy