(4721 S. K. m. 732)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı onalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, önalım hakkına konu edilen davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, istem gibi karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davaya konu 35 numaralı parselde paydaş olduğundan bahisle davalı M. D.'in 17.9.2009 tarihinde paydaş B. G.'den 10.000,00-TL bedel ile satın almış olduğu 7/92 payın onalım hakkına dayalı olarak iptali ile kendi adına tescilini talep etmiş, ancak satıcı paydaşın 13.1.2009 tarihinde almış olduğu bu payın tapudaki satış bedelinin 600,00 TL olması sebebiyle de, bedelin iki satış tarihi arasında bu kadar farklılık göstermesinin, onalım hakkını kullanmayı engellemeye yönelik bulunduğundan, 13.1.2009 tarihindeki satış bedeli üzerinden dava hakkının tanınmasını istemiştir. Davalı, tapudaki değerin gerçek değer olmadığını, taşınmazın değerinin daha yüksek olduğunu, taşınmazın paydaşları arasında fiilen taksim edildiğini, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taşınmazda fiilen taksimin bulunmadığından, satışlardan ilk satışın geçerli olup, ilk satış bedeli itibariyle şufa'nın değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle ilk satış bedeli ve tapu harç ve masrafları toplamı olan 734.00 TL depo ettirilerek, davalı adına olan payın iptali ve davacı adına tesciline, depo edilen onalım bedelinin de davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
1-) Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davaya konu payın bulunduğu taşınmazda fiili taksimin varlığı davalı tarafça ispatlanamadığından, davalı vekilinin fiili taksime ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davalı vekilinin onalım bedeline ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davalı, tapudaki satımın tarafı olduğu için tapuda gösterilen satış bedelinin az olduğunu, gerçeği yansıtmadığını savunamaz. Davalı kendisinin taraf olduğu böyle bir işlemin sonucuna katlanmak zorundadır. Zira hiç kimse kendi muvazaalı işlemine dayanarak hak iddiasında bulunamaz. Davacı, tapu paydaşı N. D. ile üçüncü kişi durumunda olan davaya konu payın satıcısı B. G. arasında 13.1.2009 tarihinde yapılan satış sırasında davaya konu taşınmazda paydaş olup o tarihte bu satış işlemine karşı onalım hakkını kullanmamıştır.
Bu sebeple davacı davaya konu 17.9.2009 tarihli satış ile pay alan davalı M. D. aleyhine dava açıp, onalım hakkını kullandığına göre, mahkemece ilk satıştaki onalım bedelinin kabulüyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece davacıya, 17.9.2009 tarihindeki tapudaki satış bedeli ile davalı tarafça ödenen tapu harç ve masrafları toplamı üzerinden onalım bedelini kullanmak isteyip istemediği sorularak neticesine göre bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 2. bentte yazılı sebeplerle hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 01.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy