(4721 S. K. m. 732, 733, 734) (YHGK. 13.04.2005 T. 2005/6-230 E. 2005/244 K.)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşüldü:
Karar: Uyuşmazlık önalım hakkı nedeniyle davalıya satılan payın iptaliyle davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece süresinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. TMK.nun 733/3 üncü maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen payın 8.5.2006 tarihinde davalıya satılması üzerine davacı yapılan bu pay satışını yeni öğrendiğini ileri sürerek 20.3.2007 tarihinde açmış olduğu iş bu davayla önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Yukarıda açıklandığı gibi TMK.'nun 733 üncü maddesi hükmü gereğince paylı mülkiyette yapılan pay satışının alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi gerekir. Yasal önalım hakkının kullanılması için gerekli sürenin başlaması konusunda geçerli olan kural öğrenme olgusu değil bildirim olgusudur. Bu bildirimde herhangi bir bildirim değil noter aracılığıyla yapılacak bildirimdir. Madde metninde bildirilir şeklinde kullanılan ifade kesinlik taşıdığı gibi, sürenin bildirimden başlayacağı da devamı fıkrada açık ve kesin olarak ifade edilmiştir. Önalım hakkı sahibinin satışı kesin olarak başka bir şekilde öğrenmiş olması sürenin işlemesine yol açmaz. Bu hüküm emredici nitelikte olup HGK.'nun 13.4.2005 tarih 2005/6-230 esas 244 karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında davacıya yasal anlamda bir bildirimde bulunulmadığından davanın süresinde açıldığının kabulüyle işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre bu aşamada sair hususların incelenmesine yer olmadığına, 01.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy