(2004 S. K. m. 67)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, hor kullanma tazminatının tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle itirazın asıl alacak yönünden iptaline, asıl alacağa takipten itibaren yasal faiz uygulanmasına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden tazminat uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Davacı vekilinin, faiz başlangıcına ilişkin temyiz itirazlarına gelince: İcra takibinde ve davada dayanılan ve hükme esas alınan 15.4.2004 başlangıç, 31.12.2004 bitiş tarihli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, kiralananın 15.3.2005 tarihinde boşaltıldığını ileri sürerek tespit sonucu kiralanana verilen hasar bedelinin tazmini için icra takibi yapmıştır, kira sözleşmesinden kaynaklanan kiralanana verilen hasarın tazmin edilmesi istemi özünde haksız fiil tazminatını gerektirir. Tazminat, malvarlığında oluşan eksilmeden borçlunun sorumlu olduğu tutardır. Ne var ki, bu tazminatın ödenmesinin olay tarihinde yapılmaması sebebiyle olay tarihi ile ödeme tarihi arasındaki zamanda bu alacaktan mahrum kalınması sebebiyle ek zarar oluşmaktadır. İşte bu ek zarar faizle karşılanmaya çalışılmaktadır. Haksız eylemlerde temerrüt olay anında oluştuğundan, temerrüdün oluşması için ayrıca ihtara gerek yoktur.
O halde mahkemece, hor kullanma tazminatının taleple bağlı kalınmak üzere olay tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte hüküm altına alınması gerekirken takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy