(1086 S. K. 428)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 2009 yılı peşin kira bedelinin tahsili amacıyla davalı hakkında Ayvalık İcra Müdürlüğünün 2009/817 esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını, ihtarlı ödeme emrinin tebliğine rağmen davalının yasal sürede kira borcunu ödemediğini belirterek kiralananın temerrüt nedeniyle tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davacılar vekili duruşma aşamasında taraflar arasında düzenlenen protokole göre anahtarın 25.03.2010 tarihinde tutanakla teslim edildiğini ancak davalının kiralananda halen eşyalarının mevcut olduğunu, anahtar tesliminin tek başına yeterli olmadığını belirterek tahliyeye karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, kiralananda Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/2 D.iş sayılı tespit dosyası ile yapılan tespit de davalıya ait olduğu anlaşılan eşyaların halen kiralananda olduğu bu haliyle taşınmazın boşaltılmamış olduğu değerlendirilerek tahliyeye karar verilmiştir.
Kural olarak kira akdi kullandırma akitlerinden olup bununla kiralayan, ücret karşılığı bir şeyin kullanımını kiracıya terk etmek durumundadır. Musakkaf taşınmazlar, otomobiller, kilitli dolaplar gibi şeylerin teslimi, anahtar teslimi suretiyle olur. Anahtar teslimi ile birlikte kiralanan üzerindeki tasarruf hakkı teslim alana geçer.
Davacı tarafından dayanılan ve hükme esas alınan 01.03.2005 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık dava açıldıktan sonra kiralananın tahliye edilip edilmediği ve davanın konusuz kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olay nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda mahkemenin yargılamaya devam etmesine gerek yoktur. Bu durumda mahkemenin bir tespit hükmü niteliğinde olarak esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerekir. Bununla birlikte yargılama giderleri, avukatlık ücreti gibi feri nitelikli diğer talepler hakkında yargılamaya devam edilerek bunlar hakkında bir karar verilmelidir.
Somut olayda; dava açıldıktan sonra taraflar arasında akdin feshi ve anahtar teslimine ilişkin protokol düzenlenmiş olup bu protokole göre, taşımazın anahtarının 25.03.2010 tarihinde kiralayan vekiline teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bu hukuki olgu ve yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda kiralananın tasarruf hakkı belirtilen tarihinden itibaren davacı kiralayana geçmiş durumdadır. Tahliye, kiralananın teslimini amaçlayan hukuki bir olgu olup, anahtar teslimi ile birlikte kiralayanın davacıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Öte yandan söz konusu protokol ile akdin feshi de öngörülmüş ve 25.03.2010 tarihi itibariyle taraflar arasındaki akdi ilişki de sona ermiştir. Bu durumda mahkemece tahliyeye ilişkin davanın konusuz kaldığının kabulü ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tahliyeye karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy