(1086 S. K. m. 1, 2, 8) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davacılar-davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava ödenmeyen kira farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece asıl alacak yönünden istemin kabulü ile itirazın iptaline, bakiye istemin ve icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı 14.5.2008 tarihli dava dilekçesinde açıkça 'davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile yalnızca icra takibinde talep edilen asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Bu durumda dava kira alacağına ilişkin olarak açılmıştır. Ne var ki davacı yargılama sırasında 21.12.2009 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde sehven talep edilmediğini belirterek kiralananın tahliyesine de karar verilmesini istemiş, davasını bu şekilde ıslah ettiğini açıklamıştır. Ancak davacı 21.12.2009 tarihli dilekçesi ile daha önce açılan alacak davasına yeni bir dava olan tahliye davasını da ilave etmiş bulunmaktadır. Böyle bir talebin ıslah olarak değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira dava alacağa ilişkin iken davacı daha sonradan yargılama sırasında başka bir dava sebebini ilave etmiştir. Bu nedenle tahliyeye ilişkin açılmış bir dava bulunmadığının kabulü gerekir.
Görev kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. Mahkemenin görevi, dava dilekçesindeki talepler esas alınmak suretiyle belirlenecek olup, HUMK'nun 1. maddesinde görevin dava olunan şeyin değerine göre belirleneceği görevli mahkemenin tespitinde, davanın açıldığı gündeki değerin esas alınacağı, 2. maddesinde müddeabih para ise mahkemenin görevinin tayininde miktarının esas alınacağı, 8. maddenin 2. fıkrasında görevin, dava konusu olan şeyin değerine bakılmaksızın kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, akdin feshi veyahut tespit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaların sulh hukuk mahkemesinde görüleceği, hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, Davacı vekili, 11.11.1999 başlangıç tarihli kira sözleşmesine dayanarak 11.11.2000 - 11.1.2008 tarihleri arasına ait kira farkı parası olarak 73.953,47 TL ile 61.233,79 TL faiz olmak üzere toplam 135.187.26 TL.nın tahsili için tahliye istemli icra takibi yapmıştır. Davalının takibe itiraz etmesi üzerine yalnızca asıl kira alacağının tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istenmiş olup tahliye istemin de bulunulmamıştır. Yukarıda açıklandığı üzere tahliye talebinin sonradan ıslah suretiyle istenmesi de mümkün değildir. Bu durumda davanın sadece kira alacağının tahsiline yönelik olduğu açıktır. Davalıya tahliye istemli ödeme emri gönderilmesi açılan davadaki istek itibariyle tahliye talebinde bulunulduğunu göstermez. Kira alacağına yönelik itirazın iptali davası bağımsız olarak açıldığında görevli mahkeme kira alacağının miktarına göre tayin edilir. Davacının talebi 73.953,47 TL kira alacağına ilişkin itirazın iptali olduğundan davaya bakmak HUMK.'nun 1-8 maddeleri gereği Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi içindedir. Bu nedenle mahkemece Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermek gerekirken yazılı şekilde işin esasına ilişkin olarak hüküm kurulması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 03.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy