(2004 S. K. m. 16, 272)
Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı karar davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kiralayanlar tarafından kiracı hakkında İ.İ.K.'nun 272. maddesi gereğince başlatılan icra takibine itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmesi üzerine karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde taraflar arasındaki 1.1.2009 başlangıç ve 1.11.2009 bitiş tarihli kira sözleşmesi ile kiraya verilen sözleşmeye ekli krokide belirtilen taşınmazların İ.İ.K.'nun 272. maddesi gereğince tahliyesi amacıyla kira süresinin bitiminden itibaren 1 ay içinde başlatılan icra takibi üzerine davalıya gönderilen tahliye emrine itirazın kaldırılmasını ve kiralananların tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı borçlu davaya konu kiralananların tarafların ortak miras bırakanı S. Ö. terekesine ait ve davalının da taşınmazın maliklerinden olduğunu, taşınmaz ile ilgili kadastro mahkemesinde görülen davanın derdest bulunduğunu, davalının paydaş olması sebebiyle tahliyeye karar verilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece paydaşın paydaş aleyhine tahliye davası açması mümkün olmadığı gibi pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmadan düzenlenen kira sözleşmesinin diğer paydaşları bağlamasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında 1.1.2009 başlangıç ve 1.11.2009 bitiş tarihli kira sözleşmesi ile sözleşmeye ekli krokide belirtilen taşınmazların kiralandığı ve kiralanan taşınmazların gayrimusakkaf ve Borçlar Kanunu hükümlerine Tabi oldukları hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden davaya konu kiralanan taşınmazların tapuda kayıtlarının bulunmadığı kadastro mahkemesindeki davanın devam ettiği, davacı yada davalının ya da ortak miras bırakanın malik olduğuna ilişkin bir belge olmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple davalı kiracının taşınmazın paydaşı olduğunun kabulü doğru değildir. Davacı kiralayanlar tarafından İ.İ.K.'nun 272. maddesi gereğince taşınmazların tahliyesi amacıyla kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde icra takibi başlatılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Tahliye emrinin davalı kiracıya 9.11.2009 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 7 günlük yasal itiraz süresi geçirildikten sonra 23.11.2009 tarihinde tahliye emrine karşı itiraz da bulunduğu dolayısıyla ilamsız tahliye takibinin kesinleştiği görülmüştür. Süresinden sonra verilen itiraz dilekçesi üzerine icra müdürlüğünce takibinin durdurulmasına karar verilmesi kesinleşen takip yönünden sonuca etkili bulunmamaktadır. Zira icra müdürlüğünün takibin durdurulmasına ilişkin usulsüz işleminin İ.İ.K.'nun 16. maddesi uyarınca şikayet yoluyla kaldırılması her zaman mümkündür. Kesinleşen takip sebebiyle ayrıca tahliye kararı verilmesine gerek olmayıp, tahliye işlemi icra müdürlüğünce gerçekleştirileceğinden mahkemece kesinleşen takip sebebiyle davacının itirazın kaldırılmasını istemesinde hukuki yararı bulunmadığından istemin bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA ve istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 17.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy