(2004 S. K. m. 269)
Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı karar davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava itirazın kaldırılması, temerrüt sebebiyle tahliye ve %40 icra tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dayandıkları belgelere temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davacı vekilinin davacı Ç. Ç. hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacı vekilinin davacı Y. Ç. hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı alacaklılar, 10.6.2004 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak 10.8.2009 tarihinde davalı hakkında başlattıkları tahliye istekli icra takibinde. 2008 yılından ödenmeyen beş ay ve 2009 yılından ödenmeyen iki ay olmak üzere 2.430 TL kira parası ile 1.500 TL işlemiş faiz alacağın tahsilini istemişlerdir. Ödeme emrinin tebliği üzerine, davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesinde; kira sözleşmesinin takip talepnamesine ekli olmadığını, aylık kira miktarının ne olduğunun gösterilmediğini, takip alacaklısı Y. Ç. ile aralarına kira ilişkisi olduğunu diğer takip alacaklısı Ç. Ç. ile herhangi bir kira ilişkisi bulunmadığını, 2008 ve 2009 yılına ait kira paralarının Y. Ç.'ye ait banka hesabına yatırdığını, ödenmemiş kira borcu bulunmadığını, takipte istenilen işlemiş faiz ve faiz oranının yasal olmadığını belirterek borca itiraz etmiştir. İtirazın kaldırılması ve tahliye isteğiyle açılan işbu dava sonucunda mahkemece, borçlunun kira ilişkisini kabul etmediği, itirazın yargılamayı gerektirdiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İ.İ.K. 269/2 maddesinde, ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini 62. madde hükümleri dahilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında kira aktini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak red etmez ise akti kabul etmiş sayılır hükmüne yer verilmiştir.
Olayımızda; davalı borçlu, Y. Ç. ile olan kira ilişkisine karşı çıkmamış, 2008 ve 2009 dönemine ait kira paralarının Y. Ç.'nin bildirdiği banka hesabına ödendiğini savunmuştur. Bu durumda İ.İ.K.'nun 269/2 maddesi gereğince borçlunun Y. Ç. ile olan kira ilişkisi kesinleşmiş olup uyuşmazlığın yargılamayı gerektirir bir yönü olduğundan söz edilemez. Davalı borçlu kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İ.İ.K.'nun 269/c maddesinde belirtilen belgelerle kanıtlamak durumundadır. Mahkemece, aylık kira miktarı ve takibe konu aylar davacıya açıklattırılarak ve davalı borçlunun ödeme ve diğer itirazları üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Karar bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle hükmün Y. Ç. hakkındaki bölümünün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy