(4721 S. K. m. 6)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya iadesi-alacak davasına dair karar, davalı-davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmaması halinde bedellerinin tahsili
istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına toplanan delillere, delilerin mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik olmamasına göre davacının ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalının ve davacının hükmün ziynetlere ilişkin kısmına yönelttikleri temyiz itirazlarına gelince:
Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalı tarafından bozdurularak harcandığı ileri sürmüş, davalı koca ise 15 tane bileziğin davacı ailesi tarafından düğünden hemen sonra götürüldüğünü, 5 adedinin ise kendi küçükbaş hayvanları için harcandığını savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak, normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır.
Diğer yandan evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun ona bağışlanmış sayılır. Ancak ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğini, kadının isteği ve onayı ile iade edilmemek üzere bozdurulup ihtiyaçlar için harcandığının davalı yanca kanıtlanması halinde koca ziynet eşyalarını iadeden kurtulur.
Olayımıza gelince, davacı tarafından düğünde takılan 20 adet bileziğin davalı tarafından bozdurulup harcandığını iddia edilmiş, davalı koca ise bu takılardan 5 tanesinin bozdurulduğunu kabul etmiş ancak bu paranın davalının küçükbaş hayvanları için harcandığını savunmuştur. Bu durumda davalı tarafından bozdurulduğu kabul edilmeyen 15 adet bileziğe yönelik iddianın davacı tarafından, bozdurulan 5 adet bileziğin ise kadının isteği ve onayı ile iade edilmemek üzere bozdurulup ihtiyaçlar için harcandığını davalı koca tarafından kanıtlaması gerekir. Tanık ifadeleri tarafların iddialarını kanıtlamak için yeterli değildir. Mahkemenin yemin delilini hatırlatması üzerine davacı yemin teklifinden kaçınmış, davalının yemin teklifi üzerine davacı yeminli beyanında bilezikleri kendisi veya ailesi tarafından götürülmediğini ve bozdurulan bilezikler ile mobilya masraflarının karşılandığına ilişkin yemini eda etmiştir. Davada, davacıya ait olduğu anlaşılan dava konusu 5 adet bileziğin, evliliğin devamı sırasında, davalı tarafından bozdurularak, küçükbaş hayvanların bakımı için kendi rızası ile davacı tarafından harcandığı, davalı koca tarafından kanıtlanamamıştı Diğer yandan dava konusu edilen 15 adet bileziğin davalı tarafından bozdurularak harcandığına ilişkin ispat külfeti davacıda olduğundan davalının davacıya yemin teklif etmesi sonucu değiştirmez. Zira kanıtlama yükümlülüğü kendisinde olmayan tarafın diğer tarafa yemin teklif etmesi ve teklif olunan yeminin eda edilmesi o tarafı ispat yükünden kurtarmaz ve ispat yükü kendisinde olmayan kimse aleyhine sonuç doğurmaz. Bu durumda davacı da İddiasını kanıtlayamamıştır. Mahkemece dava konusu bozdurulduğu kabul edilen 5 adet bilezik yönünden davanın kabulüne 15 adet bilezik yönünden kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 10.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy