(818 S. K. m. 256) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak işin niteliği gereği duruşmaya tabi olmadığından duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, akde aykırılık sebebiyle kiralananın tahliyesi eski hale getirilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece tahliye isteminin kabulüne, eski hale iade isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde, davalının önceki malik ile yapılan 1.8.2003 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, müvekkilinin kiralananı 12.3.2009 tarihinde satın aldığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak dükkan içerisinden alt kata inmek için merdiven açtığını belirterek akde aykırılık sebebiyle tahliye ve kiralananın eski hale getirilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili davalı F. N.'nın kiracı olmayıp, sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığını ve davacı tarafından gönderilen ihtar da akde aykırılığın giderilmesi için süre verilmediğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
B.K.nun 256. maddesi gereğince kiracı kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Anılan maddeye göre, akde aykırılıktan dolayı kiracının tahliyesine karar verilebilmesi için kiracıya akde aykırı davranışına son vermesi hususunda kiralayan tarafından süreli bir ihtar tebliğ ettirilmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Kiralananın açıktan fena kullanılması durumunda akde aykırılığın giderilmesi amacıyla kiracıya ihtar gönderilmesine gerek yoktur.
Olayımıza gelince; davanın hukuksal dayanağını oluşturan B.K.'nun 256. maddesi gereğince kiralananın tahliyesinin istenebilmesi için kiracının iddia olunan aykırılığı gidermesi ve eski halin sağlanması için uyarılması ve kiralananın sözleşmeye uygun hale getirilmesi için kiracıya süre tanınması, tanınan süre sonunda sözleşmeye aykırılığın sürdürüldüğünün saptanması gerekir. Davacıların davalılara gönderdiği 25.3.2009 tebliğ tarihli ihtarnamede özellikle taşınmazın kiraya verildiği sıradaki kullanma şekline dönülmesi için bir süre verilmemiştir. İhtarnamede verilen altı aylık süre, kiralananın en geç altı aylık süre içinde tahliyesini sağlama amacını taşımaktadır. Bu durumda ihtarname hukuki sonuç doğurmayacağından aktin feshi ve tahliye için yasal şartların tamamlandığı kabul edilemez. Açıklanan bu durum karşısında kiracı şirket hakkındaki tahliye davasının bu sebeple esastan reddine, davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 1.8.2003 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan davalı F. N. hakkındaki davanın ise kefil hakkında tahliye davası açılmayacağından bahisle husumetten reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalıların temyiz itirazlarının kabulüyle H.U.M.K.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 22.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy