(2004 S. K. m. 72) (1136 S. K. m. 165)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, vekalet ücretinin tahsiline yönelik olarak yapılan icra takibinde borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının kiralananda 1.1.2006 tarihli sözleşme ile kiracı iken hakkında temerrüt nedeniyle tahliye ve kira alacağı davası açıldığını, davanın kısmen kabulüyle tahliye isteminin reddine, bir kısım kira alacağının tahsiline karar verilmesinden sonra taraflar arasında yapılan anlaşma sonucu kira sözleşmesinin 18.9.2008 tarihli fesihname ile feshedildiğini, bu fesihname ile tarafların birbirlerini ibra ettiklerini, yine aynı tarihte düzenlenen ibraname ve protokol başlıklı belgeye göre mahkeme kararı ile doğan vekaletücretinin mal sahibi tarafından kendi avukatına ödeneceğini, davanın reddedilen kısmı yönünden davalı kiracı lehine doğacak vekalet ücretinin kiracı tarafından kendi vekiline ödeneceğini, bu anlaşmaya karşın davalı tarafından hüküm altına alınan 10.099.49 TL vekalet ücretinin tahsili için icra takibi yapıldığını, bu takibin haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu belirterek, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, mahkemece karar verilmesinden sonra 18.9.2008 tarihinde asıllar arasında bir protokol düzenlendiğini, buna göre davayı kaybeden davacının tüm taleplerinden vazgeçtiğini, davalının da kiralananı tahliye ederek davacıya teslim ettiğini, mahkeme kararı ile verilen vekalet ücretleri hakkında Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesinde bir düzenlenmenin yer aldığını, bu madde gereğince davacının sulh halinde dahi takip konusu edilen vekalet ücretinden sorumlu olacağını, diğer yandan vekalet ücreti avukata ait olduğundan asılın bu konuda feragatte bulunamayacağını, davacı hakkında icra takibi yapılmasında bir usulsüzlük olmadığını belirterek, davanın reddini ve davacının % 40 tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı kiracı, kiralananda 1.1.2006 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı iken hakkında davacı kiralayan tarafından Kadıköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/1686 esas 2008/1212 karar sayılı dosyasında temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi ve 23.696.40 TL kira alacağının tahsili için dava açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucu 16.9.2008 tarihli kararla davanın kısmen kabulü ile tahliye isteminin reddine, 7.338.24 TL kira alacağının tahsiline, davanın ret edilen kısmı üzerinden davalı yararına 10.099.49 TL vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir. Kararın verilmesinden sonra taraflar 18.9.2008 tarihinde düzenlenen fesihname ile kira sözleşmesini feshetmişler ve bu nedenle birbirlerini ibra ettiklerini kabul ve beyan etmişlerdir. Yine taraflar arasında düzenlenen 18.9.2008 tarihli ibraname ve protokol başlıklı belgenin 5. maddesinde davacı kiralayanın anılan dava dosyası sebebiyle kiracıdan hiçbir talepte bulunmayacağı, bu mahkeme kararı sonucu doğan vekalet ücretlerinin mal sahibi tarafından kendi avukatına ödeneceği, reddedilen kısım yönünden kiracı lehine doğacak vekalet ücretinin de kiracı tarafından kendi vekiline ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu düzenleme ile davalı kiracı, yararına hükmedilen vekalet ücretini davacıdan istemeyeceğini, bu bedeli vekiline kendisinin ödeyeceğini üstlenmiştir. Buna karşın davalı İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/4345 sayılı dosyası ile 13.2.2009 tarihinde yapmış olduğu icra takibi ile mahkemece hüküm altına alınan 10.099.49 TL vekalet ücretini faizi ile davacıdan istemiştir. Mahkeme kararından sonra taraflar arasında düzenlenen protokol ile vekalet ücreti konusunda anlaşmaya varılmış olup bu anlaşma tarafları bağlar. Söz konusu anlaşma hilafına davacı hakkında yapılan icra takibi nedeniyle davacı kiralayanın vekalet ücretinden sorumlu olduğu kabul edilemez. Bu itibarla mahkemece istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken Avukatlık Yasası'nın 165. maddesine yanlış anlam verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 06.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy