(818 S. K. m. 101, 107)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, 17.492.66 TL kira alacağı ve 1.050 TL aidat alacağının tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin faiz başlangıcına ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
Borçlar Kanunu'nun 101/2 maddesi hükmü gereği borcun ifa olunacağı gün sözleşme ile belli edilmiş ise ihtar şartı aranmadan bu günün bitmesi ile borçlu mütemerrit olur. Davalı, davacı bankanın Bostanlı 2030 Sokak No: 11/11 adresindeki lojmanında kiracı olarak oturmaktadır. Lojman statüsünü ve kiracılık koşullarını belirleyen ve davacı banka yönetim kurulunca onaylanan Konut Yönetmeliği'nin 15/3 ve 23.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren Konut İşleri İzahnamesi'nin 14/4 maddesi gereği hesaplanacak kullanım bedeli o ayın aylık veya ücretinden bordro üzerinden gösterilmek suretiyle peşin olarak tahsil edilecektir. Bu şekilde kira parasının ödeme zamanı taraflarca kararlaştırılmıştır. Kararlaştırılan bu esasa göre belli zaman geldiğinde yükümlendiği kira borcunu ödememesi halinde kiracı Borçlar Kanunu'nun 107/3 maddesi hükmüne göre temerrüde düşer ve bunun için aynı yasanın 101/2 maddesi gereği ihtara gerek yoktur. Davacının, dava dilekçesinde davalının 13.12.2005 tarihinden lojmanın fiilen tahliye edildiği 23.5.2008 tarihine kadar eksik ödenen kira bedellerinin ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile tahsil edilmesini talep etmiş olması karşısında vade tarihlerinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren yasal faizin hüküm altına alınması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy