(4721 S. K. m. 644) (1086 S. K. m. 73, 569) (7201 S. K. m. 10, 28, 29, 30, 31)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, bir adet taşınmazın ortaklığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece satış kararı verilmiş hüküm bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. HUMK. nun 569. maddesi hükmü uyarınca davada bütün paydaşların (ortakların) yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
İlanen tebligatın şartları ve usulü 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28-31. maddelerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümlere göre adresi meçhul olanlara ilanen tebligat yapılmalıdır. Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tespit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran merci muhatabın adresini resmi veya özel daire ve müesseselerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir. (Tebligat Kanununun md. 28/1-3). İlan alakalıların ıttılaına en emin bir şekilde vasıl olacağı umulan ve varsa tebliği çıkaran merciin bulunduğu yerde intişar eden bir gazetede yapılır. (Tebligat Kanunun md. 29/1). Tebliğ olunacak evrak ve ilan sureti, tebliği çıkaran merciin herkesin kolayca görebileceği bir yerine de asılır. (Tebligat Kanun md. 29/1-2)
Olayımızda; davaya konu taşınmaz paydaşlarından S. Ç. hükümden önce 01.11.2006 tarihinde vefat etmiş olup mirasçıları davaya dahil edilmeden yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklanan ilkeler ve HUMK. nun 73. maddesi hükmü uyarınca mahkeme tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için uygun şekilde davet etmeden hükmünü veremez Mahkemece adı geçen S. Ç. mirasçılarının tespit edilerek usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek karar verilmelidir.
Kendilerine ilanen tebligat yapılan bir kısım davalıların adresleri resmi mercilerden sorulmamış, özel mercilerden de gereği gibi araştırılmamıştır. Keza tebliğ olunacak evrak ve ilan metni tebliği çıkaran merciin ilan tahtasına da asılmamıştır. Bu durumda adı geçen davalılara yapılan ilanen tebligatın geçersiz olduğunun kabulü gerekir. Savunma hakkı ile sıkı sıkıya ilişkili olan adres araştırmasının sınırlı tutulmasının hakkın kısıtlanmasına yol açacağı kuşkusuzdur. O halde mahkemece adı geçen paydaşların adres araştırmasının geniş bir çerçeve içerisinde ele alınması, soruşturmanın çok yönlü olarak yapılması, bu çerçevede PTT'den, belediyeden, nüfustan, seçim kurulundan, bankalardan, tapudan, vergi dairesinden, askerlik şubesinden (erkek olanlar için) vs, yerlerden etraflıca araştırıldıktan sonra adreslerinin bulunamaması durumunda ilanen tebligat yapılması gerekirken kolluk araştırması ile yetinilerek ilanen tebligat yoluna gidilmesi hatalı olmuştur. Öte yandan davalılardan A. E.ve N. E.'ye Işıklar Mah. Y... Sok. No:... Eskişehir adresinde; keza davalılar A. K., G. K. ve M. K.'a da ... Sok. No:... Bostanlı Karşıyaka/İzmir adresinde 11.07.2005 tarihli bozma ilamı usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde Dairemizin 17.12.2007 tarihli bozma ilamından sonraki duruşma gününün adı geçenlere adreslerinin meçhul olduğundan bahisle ilanen tebliğ edildiği görülmüştür. Mahkemece adı geçen davalılara dava dilekçesi ve duruşma gününün Tebligat Kanunun 10. maddesi uyarınca bilinen son adreslerinde tebliğinin sağlanarak taraf teşkilinin sağlanması gerekirken ilanen tebliğ yoluna gidilmesi de hatalı olup hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy