(2004 S. K. m. 269)
Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, İ.İ.K.nun 269/a maddesi gereğince kesinleşen icra takibi nedeni ile tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kabulüne, temerrüt nedeni ile kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 12.12.2008 tarihli icra takibinde ödenmeyen 2007 yılı Temmuz ayından 2008 yılı Mayıs ayı arasındaki 10 aylık 1.500-TL kira farkı bedelinin tahsilini istemiş buna dair ödeme emri davalı borçluya 26.12.2008 tarihinde tebliğ edilmiş borçlu tarafından itiraz edilmemesi nedeni ile takip kesinleşmiştir. İ.İ.K.nun 269/a maddesi gereğince borçlu takibe itiraz etmez ve ihtar müddeti içinde de borcunu ödemezse ihtar müddeti bitiminden itibaren 6 ay içinde icra mahkemesinden tahliyesi istenebilir. Olayımızda borçlu takibe itiraz etmediği gibi ihtar müddeti olan 30 günlük süre içerisinde de borcunu ödememiştir. Bu durumda İcra Hukuk Mahkemesinden tahliye istenebilmesi için yasal 6 aylık sürenin başlangıcı 30 günlük ödeme süresi olan ihtar müddetinin bitimi 26.01.2009 tarihinde başlamakta ve 6 aylık süre ise 26.07.2009 tarihinde ise sona ermektedir. Bu durumda 01.09.2009 tarihinde açılan dava süresinde değildir. Bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle kararın bozulmasına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy