(818 S. K. m. 260) (2004 S. K. m. 269) (7201 S. K. m. 21)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının taşınmazda kiracı olduğunu, 120 TL üzerinden ödenmeyen 22 aylık kira borcunun tahsili için davalı aleyhine Burdur icra Müdürlüğünün 2008/2309 ve 2009/1090 sayılı takip dosyaları ile icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun takiplere itiraz etmediği gibi 30 günlük sürede de kira borcunu ödemediğini belirterek temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, ödeme emirlerinde hangi ay veya aylara ait kira borcunun talep edildiğinin belli olmadığını, ödeme emrinde tahliye ihtarı ve ödeme süresinin gösterilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece temerrüde esas 2009/1090 sayılı takip dosyasındaki ödeme emrinin yasal unsurları içermediği keza 2008/2309 sayılı takip dosyasındaki ödeme emrinin ise borçluya usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Borçlar Kanununun 260. maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının muaccel (istenebilir) olması ve bu kira bedelinin verilen otuz (30) günlük sürede ödenmemiş bulunması ve ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Usulüne uygun olarak düzenlenmiş ihtarlı ödeme emri de İİK 269. maddesi uyarınca aynı hukuki sonucu doğurur.
Olayımızda; alacaklı tarafından davalıya gönderilen Burdur İcra Müdürlüğü'nün 2008/2309 sayılı takip dosyasındaki ödeme emrinin yasal otuz günlük ödeme süresini ve tahliye ihtarını içerdiği bu çerçevede İİK. nun 269 ve Borçlar Kanununun 260. maddesinde belirtilen unsurları taşıdığı görülmektedir. Temerrüt ihtarı kiracıya tebliğ ile hüküm doğurur. Mahkemece, temerrüt ihtarı yerine geçen ödeme emrinin usulüne uygun şekilde davalıya tebliğ edilmediği bildirilmişse de söz konusu tebligatın adresin kapalı olması nedeniyle Tebligat Kanunun 21. maddesi uyarınca muhtara yapıldığı, adres tahkiki sonucu borçlunun belirtilen adreste oturduğu, en yakın komşusuna bilgi verildiği, yapılan tebligatın geçerli ve usulüne uygun olduğu görülmüştür. Şu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 06.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy