(1086 S. K. m. 428, 569) (6100 S. K. Geç. m. 3)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, bir adet taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hükmü davalılardan N. A. ve R. Z. temyiz etmiştir.
1- Davalı R. Z.'e hüküm 28.12.2010 tarihinde tebliğ edilmiş temyiz dilekçesi ise sekiz günlük temyiz süresi geçirildikten sonra 13.01.2011 tarihinde verilmiş olduğundan davalının temyiz istemi süresinde değildir.
2- Davalı N. A.'ın temyiz itirazlarına gelince;
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. HMUK. nun 569. maddesi hükmü uyarınca davada bütün paydaşların (ortakların) yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımızda; dava konusu edilen ve satışına karar verilen taşınmazın 206/1388 payı tapuda R. Z. adına 206/1368 payı R. Z. adına 147/1368 payı ise M. T. çocuğu Ş. adına kayıtlıdır. Tapu paydaşlarından M. T. çocuğu Ş.'nin dosyaya sunulan kök muris M. A.'a ait mirasçılık belgesinde soyadının Akçay olarak yazıldığı görülmektedir. Diğer paydaşlar R. Z. ile R. Z.'in aynı kişi olup olmadığı, anlaşılamamaktadır Bu durumda mahkemece tapu paydaşı M. T. çocuğu Ş. ile mirasçılık belgesinde adı geçen Ş. A.'ın ve tapu paydaşı R. Z. ile R. Z.'in ve bunlarla davalı R. Z. (Zincir)'in aynı kişi olup olmadığı üzerinde durularak davalının nüfus kaydı celp edilip soyadının ne şekilde kayıtlı olduğu aratırılıp, bu çelişkinin giderilmesi, gerekirse ilgilisine tapu kaydının mirasçılık belgesine ve nüfus kaydına uygun şekilde düzeltilmesi için dava açmak üzere süre verilmesi ve çelişki giderildikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yine dava konusu taşınmazda paydaş olan davalı Ş. A., Ö. L. A., K. K.'in tüm mirasçılarını gösterir şekilde mirasçılık belgesi alınıp, alınan mirasçılık belgesine göre taraf olmayan mirasçı varsa onlarında davaya dahil edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi yanlıştır.
Davalılardan E. A., C. D. ve Ö. A.'a duruşma gün ve saatini bildirir davetiye ile dava dilekçesi tebliğ edilmediğinden ve yurt dışında olan C.A.'a çıkarılan duruşma gün ve saatini bildirir davetiye ile dava dilekçesinin Türkiye'de oturan annesi N. A.'a birlikte oturup oturmadığı şerh edilmeden usulsüz olarak tebliğ edildiğinden bu davalıların savunma hakkı engellenmek sureti ile yokluklarında karar verildiği anlaşıldığından adı geçen davalılara usulüne uygun olarak duruşma gün ve saatini bildirir davetiye ile dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması ve ondan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulması doğru değildir.
Hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.01.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy