(818 S. K. m. 486) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair kararın temyiz incelemesi, duruşmalı olarak davalılar ve davacı tarafından süresi içinde istenilmekle, gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine, belli günde davacı vekili ile davalı vekili geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Nisan-Mayıs ve Haziran 2009 ayları kira parası ve aidat giderlerinin tahsili için başlatılan icra takiplerine yapılan itirazların iptali ve icra inkar tazminatına ilişkindir. Mahkemece davaların kısmen kabulüyle kira ve aidat alacaklarının davalı kiracıdan, kira alacaklarının davalı kefilden tahsilde tekerrür olmamak üzere takip tarihinden itibaren yıllık % 19 avans faiziyle tahsiline yönelik olarak itirazların iptaline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ve davalılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin kefilin sorumluluğu ve faize dair temyiz itirazlarına gelince;
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 1.7.2008 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmeyi davalı şirket kiracı, diğer davalı A. K. kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davalı A. K.'in kefaleti, B.K.'nun 486 ncı maddesinde düzenlenen adi kefalet niteliğindedir. Anılan madde hükmü gereğince, davacı kiralayan ancak, asıl borçlu kiracı hakkındaki takibin kusuru olmaksızın semeresiz kalması veya kefalet sözleşmesinden sonra borçlunun iflas etmesi yahut borçlu aleyhinde Türkiye'de takibat icrasının imkansız olması halinde kefilden talepte bulunabilir. Davacı yasada öngörülen bu koşullar gerçekleşmeden, kefil hakkında da icra takibi yapıp dava açtığından, kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Öte yandan, davacı tarafından yapılan icra takiplerinde, kira ve aidat alacaklarının % 9 faiziyle tahsili istenmiş iken, yargılamada alınan ek bilirkişi raporu doğrultusunda, tarafların tacir olması ve davalı kiracı şirket açısından ticari iş niteliği arz etmesi sebebiyle 3095 Sayılı Kanun'un 2/3 maddesi gereği ticari temerrüt faizi istenebileceğinden hareketle, H.U.M.K.nun 74 üncü maddesi hükmüne aykırı şekilde talep aşılarak takip konusu edilen alacaklara takip tarihinden itibaren yıllık % 19 avans faizi uygulanmasına hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün yukarda (2) numaralı bentte yazılı sebeplerle BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy